Aşk Mektubu | Sevgiliye Aşk Mektupları

Aşk Mektupları Örnekleri

Ne demiş büyüklerimiz: “Söz uçar, yazı kalır.” Siz de sevgilinize, eşinize bir ömür saklayabileceği, her okuduğunda kendisini daha özel ve mutlu hissedebileceği bir mektup yazın, ona pırlanta gibi unutulmaz ve eşşiz bir hediye verin.. Aşk mektubu kısa ya da uzun olmalı diye bir kural yoktur. Mühim olan duygularınızı ve düşüncelerinizi dile getirebilmenizdir. Mektup yazmak dışında Türk ve Dünya Edebiyatından derlenen sayfamızdaki Aşk Mektuplarına da göz atabilirsiniz.

İşte Sevgiliye Aşk Mektubu Örnekleri;


Sevgilim,

Benim başlangıçlarda kötü olduğumu bilirsin. Sana ilk ‘Seni Seviyorum’ dediğim andaki telaşımdan çıkarmış olman lazımdı bunu, cümleye öyle saçma bir yerden başlamıştım ki, karşımda buz gibi kalmıştın. Lafın nereye gideceği belli değildi ama sen anlamıştın. İşte ben de, o anda daha çok anladım benim için senden başka bir ihtimal yok. Ben o anda anladım ki, kimse senin kadar gözümün içine bakıp ne diyeceğimi anlayamayacak, kimse bir bakışı ile o mide bulantılarıma ve telaşıma bir çözüm bulamayacak, beni cesaretlendiremeyecek. İnan! Bu dünyanın en güzel ve en nadir rastlanan hissi. Kolay bulunmayacak ve en çaresiz durumda bile insanın ruhuna teselli olan bir his.


Geleceğim,

Bir şiirden çaldım ben seni, bir şarkının nakaratından ve bir romanın okunmaktan yıpranmış en güzel sayfasından. Çaldım ve ömrüme kattım. Hayatımda ilk defa kendim için bir şey yaptım. Olduğu her yere kafiye ve güzellik katan bir cümleyi, kendi hayatımın ilk sayfasına not ettim. Ben hayata seninle başladım, seni sevince anlam kazandı her şey. Ağlamak nedir seninle öğrendim, dilimin ucuna küfür değil de sevda getirmeyi öğrendim. Kalbimin nerede olduğunu seni her gördüğümde yaşadığım çarpıntılarla öğrendim. Seni öyle bir çaldım ki ben, geleceğimin her sayfasına adını not düştüm. Seni öyle güzel yerlerden çaldım ki; hayatıma geldiğin andan itibaren kendimle barışmayı ve kendimi senin için sevmeyi öğrendim.


Sevdam, İlk Aşk Masalım;

Ne zaman başladığı belli olmayan bir hikaye bu. Emin ol, zamanını kestiremiyorum. Sana net bir tarih veremem, günler şuydu, hava böyleydi ve sen şunu giymiştin diyemem. Saçlarının rengi sana aşık olduğum dönemde çok kez değişti, her şey değişti, mevsim değişti, sen değiştin… En önemli olan nokta da bu galiba sen değiştin. İlk tanıdığım insan olarak kalmadın ama benim hislerim değişmedi. Ben bu hissin ne zaman başladığını hatırlamıyorum. Bütün hayatım boyunca bu karıncalanma hissi vardı da ben mi fark etmedim yoksa seni tanıyınca mı başladı? Bence, sen gelince ben yaşamaya başladım ve bu sayede de kendimi tanıdım.


Mavim,

Hayatımın en güzel rengi, mucizem, her şeyim. Sana olan aşkımı senden daha fazla kimse bilemez. Beni biliyorsun, sakarım ve patavatsızım. Aşık olduğum insan sen olunca ikisine de birden sen tanık oldun. Elimi nereye koyacağımı bilemiyorum seni görünce zira içimden sadece sarılmak geçiyor. O anlarda sen bulunduğumuz ortamın bu hareket için uygun olmadığını ima ediyorsun. Bunu neden yapıyorsun? Toplum bizim aşkımızdan önemli neye tanık olabilir ki? Her zerresi ile yozlaşmış ve acısı kendini aşmış bu toplum, gerçekten bizim aşkımızı kınama hakkına sahip mi? Acısı haritadan okunan bu toprakların, yüzü asık mutsuz bu toplumun suratını yalnız sen ve senin aşkın maviye boyayabilir.


Sevgilim,

Bu mektubu okurken ciddiyetini korumanı rica ediyorum. Çünkü biliyorum, sen güldüğün anda mektubun da ciddiyeti bozulacak. Vermek istediği mesaj kafasından uçup gidecek. Ben yazdım bu mektubu neticede elbette benim gibi davranacak. Sen gülümseyince bütün dünyası şaşacak, yanakları kızaracak, hafif bir terleme de basacak. Ben ne yaşıyorsam bu zavallı da aynısını yaşayacak. Seni temin ederim bu mektup, sana benim kadar aşık, seni görünce o da anlatılmaz bir neşe ile dolacak. O yüzden ona biraz insaflı davran, bana yaptıklarını yapma. Gülümserken gözlerini kısıp bakma şu anki gibi. Böyle bakmaya devam edersen de cama çıkar onu, hava alsın, akli dengelerini kaybetmemesi için temiz hava önemli. Ben nasıl çıkmaya çalışıyorsam senin büyünden, onun üstünde de aynılarını dene…


Bir Tanem,

Bak yine baş başa kaldık. Ben bizi en çok bu zamanlarda seviyorum. Ben, sana mektuplar yazıyorum. Sen onları koskoca kalabalıkların ortasında gülümseyerek okuyorsun. Dünya sadece bizim oluyor. Sen gülümsedikçe ben de anlıyorum ki beni seviyorsun. Sonra bir kalem çıkarıp bir şeyler çizmeye başlıyorsun. Aşkın, kalemini nereye götürüyorsa oraya gidiyorsun. Önce ben geçmiş oluyorum o yoldan tabi ardımdan sen geliyorsun. Sonra kim, kimi daha çok seviyor kavgaları ediyoruz. Ben bunu da çok seviyorum. En büyük kavgalarımız, aşkımızın şiddetinden kaynaklanıyor. Ben gördüğüm her çift için bizim gibi olmalarını diliyorum. En büyük kavgaları birbirlerini çok sevmekten olsun diyorum. Ben herkesin ömrüne bir tane senden diliyorum.


Aşkım,

Sana bildiklerini tekrar hatırlatmak amacıyla yazıyorum. Aşkımın büyüklüğünü hatırla istiyorum. Bu aralar nedense unuttuğunu hissediyorum. Hatırla istiyorum, ben hayata ancak senin aşkınla tutunabiliyorum. İçine düştüğüm her kötü durumdan senin için çıkıyorum, her şey senin için… Kavgalarım senin için, affetmelerim senin için, gözyaşlarım senin için, gülümsemelerim senin için. Her şey yalnızca senin için. Varlığına minnettarım. Benim en büyük kabusum seni kaybetmek. Senin görmediğim her gün, yeryüzündeki en büyük eziyet bana. Sesini duymadan geçen günlerde, duyduğum her ses evladını kaybetmiş bir annenin feryadı. Senin varlığın ile anlam buluyor hayat. Gördüklerim ve duyduklarım güzelleşiyor. Benim hayatım yalnızca senin varlığınla yaşanıla bilinir kılınıyor.


Keşke seni tek kelimeye sığdırabilseydim,

O zaman klasik aşk mektupları gibi başlayabilirdim. Bir şairin, ünlü bir şiirini yazardım mektubun sonlarına doğru sonra kalkıp derdim ki ‘Bu bizim şiirimiz’ ama bak olmadı. Çünkü; ben seni bugüne kadar hiç yaşanmamış ve kimsenin eskitememiş olduğu bir duygu ile seviyorum. Yazmakta yetenekliyim, kabul ediyorum ama sana karşı kurduğum hiçbir kelimeden emin olamıyorum. Yeni bir dil keşfetme isteği uyandırıyorsun insanda. Sana hiç kimsenin eskitmediği kelimelerle hitap etmek istiyorum. Tek bir kelimeye sığabilme ihtimalini kabullenemiyorum. Bu, dünyayı küçültüp cebime koyma isteğiyle eşdeğer olur. Sana tek bir kelime ile hitap edemem affet. Ben, yeni bir dil bulana kadar, sen uzun cümlelerin insanı olacaksın.


Hayatım,

Geçen gün arkadaşlarla konuşurken bir muhabbet açıldı. Dillerin kendine has, başka dillere çevrilemeyen kelimelerini sıraladılar. Ne kelimeler vardı bir duysan, hastalıklar mı demezsin, neler neler… Ben sustum, hepsini dinledim. Arkadaşlardan biri (sen kim olduğunu tahmin edersin), bana sataştı ‘Var mı bildiğin böyle bir kelime diye?’. Adını söyledim, hep yaptığım gibi… Aptal aşık dendi. Umursamıyorum sevgilim, gerçekten umursamıyorum. Aşık olunca anlayacaklar. Bir ismin, aşık oldukları insanın isminin, nasıl dünyanın bütün anlamlarını taşıyabileceğini… O zaman anlayacaklar, bir ismin nasıl bir yürek sızısına dönebileceğini. O isim her duyulduğunda, insanın içinden akan şarkı nehirlerini o zaman duyabilecekler. Aşkın, ne büyük bir mesele olduğunu o zaman anlayabilecekler.


Meleğim,

Ne çok şey geçiyor içimden bir bilsen. Dünyalara sahibim sen hayatıma girdiğinden beri. Mutluluğa sahibim. Her an sana haykırmak istiyorum, ürkersin diye korkup kağıtlara döküyorum aşkımı. Belki de yazının kalıcılığına ve büyüsüne inanıyorum. Belki bundan bir yüzyıl sonra, biri bulacak bu mektupları, okuyup ‘Ne çok sevmişler’ diyecek. İçi burkulacak belki ya da, o da aşık olacak belki. Aşkımıza özenirler belki. Birini her şeyden sevmenin ne kutlu bir dava olduğunun ayırdına varacaklar. Ben, sana yazdığım her kelime ile yeniden doğuyorum. Aşk, böyle bir şey işte. İçinden akan şeylere bir ad bulamadığın gibi tanımlamakta da zorlanıyorsun. Dünyanın en güzel hissinin seni teslim alışını hayretle izliyorsun.


Sevgili,

Senin adının geçtiği her cümleye binlerce iyi ki sığdırmaya çalışıyorum. Olmuyor, beceremiyorum. Senin adın olan her yer, benim bütün ‘iyi ki’ lerimin bir araya toplanmış hali. Varlığına her gün şükürler ediyorum. Bir insan, bir insanın hayatına ancak bu kadar güzelleştirebilirdi. Bir insan, grileri bin bir renge varlığıyla ancak bu kadar güzel dönüştürebilirdi. Senden öncesine dair griden başka bir renk hatırlamıyorum. Aklımın bütün sınırlarını zorlasam da hayatımın bütün renklerinin tek bir bedende toplandığını biliyorum. Sen, dünyanın en büyük ‘iyi ki’si, umarım aynaya her baktığında bende yarattığın bu duyguların yansımasını görebiliyorsundur. Mutluluğun, bir insan bedenine nasıl dönüşebileceğine umarım sen de tanık oluyorsundur.


Canım,

Hayatımın en temiz ve en güzel sayfası… Her şeyi anlamlandıran, her kelimenin anlamı. Sana sahip olmak ne yüce bir kudret. Dünya üzerinde bugüne kadar yaşanmış bütün aşkların toplamısın sen. Belki de sen, o toplamdan çok daha fazlasının. Birçok hatam oldu sana karşı, hepsini affettin. Affederken hayatı öğrettin. Sen bir güldün, dünyadaki bütün kötülükler yok oldu. Sen bir güldün ben yaşamayı öğrendim. Sen benim bu hayattaki en güzel gönüllü öğretmenimsin. Sana aşık olduktan sonra merhamet etmeyi öğrendim. Sana aşık olduktan sonra bir kitapta beni etkileyen cümlelerin altını çizmeyi öğrendim. Ben hayata nasıl tutunulur; ben, sevmek nedir sadece senden öğrendim.


Hayatımın Anlamı,

Seninle geçirdiğim her saniyenin mutluluğu ile katlanıyorum bu hasretliğe… Her nerede olursam olayım, isterse dünyanın en güzel şehri isterse bir bataklık olsun, seninle nefes alıyorum. İnsan, yaşama gücünü ancak birini çok sevince bulabiliyor. Bir buluşma gününü iple çekmek nedir artık biliyorum. Öyle şeylerin hayalini kuruyorum ki; inanamazsın. Misal seninle bir filme gidiyoruz, sen filmin ortasında uyuyakalıyorsun, ben filmi unutup seni izliyorum. Sonra çıkıp yemeğe gidiyoruz, o ucuz lokantaya. Sen yine yemekleri beğenmiyorsun ama ses de etmiyorsun. Ben o sırada, senin memnuniyetsiz suratının halini bile mutlulukla izliyorum. Soruyorsun ya zaman nasıl geçiyor diye, işte böyle her an seni hayal ederek geçiyor.


Şahanem,

Sana bir mektup yazmaya niyetlendim bugün. Sabahtan beri aklımda olan tek düşünce bu. O kadar çok başladım ki cümleye kafamda şimdi aralarından seçim yapamıyorum. Ne yazsam eksik kalıyor. Sanki her kelimenin kolu kanadı kırık, yetmiyor bendeki seni anlatmaya. İnanmazsın önüme bir sözlük alıp yazmaya başladım, ben yetmediğim anda o yardıma yetişsin diye. Bu, tam olarak yedinci denemem, hiçbiri yeterli olmadı, yırttım attım. Sonra kendim olmaya karar verdim, işte o anda anladım insanın sevdası kendine özeldir. Sevdalıdan başka kimse sevdiğine özgün olarak seslenemiyor. Yazılmış şiirlerin hiçbir anlamı yok artık benim için. Benim aşkımı anlatmakta yetersiz kalıyorlar. Sana benim istediğim gibi seslenemiyorlar.


Kıymetlim,

Ben sana bu mektubu yazarken, sokakta bir adam ciğerleri sökülürcesine öksürüyordu. Haline çok acıdım. Çok yalnızdı. Sonra bu duygumdan utandım. Acımak, benim haddime mi? Ben bu hale düşmüşken bir başkasına acımak benim haddim mi? Dünyam yerinden oynadı kaybettiğimden beri. Asla okumayacağını bildiğim binlerce mektup yazdım. Biliyorum, beni asla affetmeyeceksin. Güneş, ay ile buluşur, biz seninle buluşmayız demiştin. Hala aynı fikirde misin? Ben, sensiz yok oluyorum. Acın ile her gün birazcık daha parçalanıyorum. Benden geriye hiçbir parça kalmayacak bu gidişle. Zaten, sen gidince yarımı kaybetmiştim ben. Her gün biraz daha toza karışıyorum. Sokaktaki yalnız adamın bana acıdığını hissediyorum. Her gün adresine ulaşmayacak mektuplar yazan bu adama, acıdığını adım gibi biliyorum.


Giden Eşe/Sevgiliye Hasret Çağrısı

Senden önce tek mevsim yaşıyordum: kış… kara kış! Sen geldin dört mevsimi tattım.. Her mevsimi en güzel halinde yaşadım.
Önce sevgilim oldun. Sonra eşim, hem de evim. Yuvam oldun. Kalbime baharı getirdin, çiçekler açtırdın çeperlerinde. Yazın serin gölgesi, güzün sarı yapraklı manzarası, kışın bembeyaz dupduru kar yağışı sendin. Sen benim için en güzeldin. En mutlu yanıydın hanidir gülmeyi dahi unutmuş çehremin.
Ah sevgilim..
Sabahları seninle uyanmaya öyle alışmışım ki, gittin gideli manası kalmadı yeni günlerin. Kabus dolu gecelerim.
Madem böyle kolay gidecektin, niye kendini bu kadar sevdirdin? Özlüyorum deliler gibi. Hasretinle tutuşuyor kalbim kor gibi; içim baştan ayağı yangın yeri.
Elim ayağım buz.
Yazım güzüm kış.
Günüm gecem zifiri karanlık.
Daha çok seveceğim seni, desem? Daha güzel seveceğim; aşkımıza sahip çıkacağım desem? Sen yeniden gelsen..
Ah bir gelsen!..
Sen gelsen, beni de kendime getirsen..
Baharlarımı geri versen.
Solmuş çiçeklerimi yeniden yeşertsen..
Sevgilim,
Sebebim,
Evvelim, ahirim.
Keşke..
Keşke..
Gelsen!..
Ah, sen!…


Fazla Duygusal Olmayan Aşk Mektubu

Günün en sevdiğim zamanı, seninleyken olduğum zaman.
Herkesin gün içinde bir an önce gelmesini beklediği bir an vardır. Bazıları için, ilk şarabın yudumlandığı ya da beklenilen futbol maçı açıkken televizyonun önünde oturulan andır bu zaman.
Günün en sevdiğim yanı seninleyken geçirdiğim zaman, yaptığım her şey. Özel bir şey yapmak zorunda değiliz. Sadece senin yanında olmayı dört gözle bekliyorum.


Gerçek Aşkım

Sevgilim benim,
Aşkın her zaman aklımda. Senden uzaktayken, dokunuşunu, elinin sıcaklığını, kollarının rahatlığını ve dudaklarının yumuşak dokunuşunu hissetmek istiyorum. Beni çok mutlu ediyorsun. Seninle ne kadar çok zaman harcarsam, kendimi o kadar daha aşık hissediyorum. Seni ve bizi seviyorum.
Sen hayallerimin ötesindeki kişisin: evlenmek istediğim kişi, yine olsa yine birlikte olacağım kişi, uyandığımda ilk düşündüğüm kişi ve uyumadan önce en son aklımda olan kişi.
Hayatın çok zor ve zayıf anlarında benimle birlikte olduğun için teşekkür ederim. O hayatı sensiz düşünemiyorum.


Hayatımda Olduğun İçin Teşekkür Ederim

Canım sevgilim,
Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim. Birlikte bir gün çocuklarımızla paylaşacağımız maceralar yaşıyoruz. Birine ihtiyacım olduğunda orada bir yerde olacağını biliyorum. En karanlık korkularım ve en büyük hayallerimde bile her şeyimi paylaşabileceğim ve güvenebileceğim biri olduğun için teşekkür ederim. Hayatta ruh eşim olarak senden başkasını seçemezdim.


Beni Affet

Beni ağlatmana rağmen seni seviyorum.
Gözyaşlarımla bile seni seviyorum. Ben sadece senin yanında değilim, seni seviyorum ve her zaman seni seveceğim. Evet, beni ağlattın ve kalbimin kırıldığını düşündüğüm bir noktadaydım. Ama gözyaşlarım olsa bile, seni affettiğimi biliyorum, tıpkı beni defalarca kez affettiğin gibi, çünkü hayattaki tek gerçek ortağımsın. Seni nasıl affetmem?
Sonsuza kadar senin eşin.
Not: Beni hala gülümsetiyorsun.


Lütfen Sevgilim Ol

Canım,
Görünüşe göre seni düşünmeden edemiyorum. Seni sevdiğime inanıyorum. Seni sevdiğimi biliyorum. Açıkçası tanıdığım en iyi yürekli insansın. Kim bu gülümsemeyi ve mizah anlayışını sevmez ki? Sen, benim canım, başıma gelen en iyi şeysin.
Basitçe söylemek gerekirse, beni tamamladın. Lütfen sevgilim ol.
Seni sonsuza dek ve daima seveceğim.


Ben Sana Aşık Bir Aptalım

Yüreğime,
Bir delilik yap ve benim sevgilim ol. İnsanların aşk için aptalca şeyler yaptıklarını söylüyorlar. Birlikte ne kadar saçmalayabileceğimizi bir hayal et. Aptallıkta, delilikte hangi sınırlara ulaşabileceğimizi öngörebiliyor musun? Ne yaşarsak yaşayalım o macerada seni asla yalnız bırakmayacağım. Seninle gidebildiğimiz yere kadar gitmekten asla usanmayacağım. Lütfen sen de cesur ol, benimle ol, benim ol. Artık aşkımız için, mantıklı olanı yapmayı bırakalım. Kalbimizin sesini dinleyelim.


Seni Seviyorum Çünkü…

Seni seviyorum çünkü…
Beni güldürüyorsun.
Bana baktığında gözlerim parlıyor.
Benim için dünyanın anlamısın.
Ne zaman sana baksam kalbim daha farklı atıyor.
Sensiz kendimi kaybolmuş hissediyorum.
Bana aşkın gerçek anlamını öğrettin.
Sen, her şeyinle olduğun gibisin.
Gerçek şu ki, seni neden sevdiğimle ilgili yazmak için bir milyon sayfayı doldurabilirim ama o zamanı seninle geçirmeyi tercih ederim.


Tek Satırlık Aşk Notları

Sen benim hayatımın aşkısın. Daima düşüncelerimde ve kalbimdesin.
Güce ihtiyacım olduğunda, tek yapmam gereken gözlerine bakmak.
Aşkımızı korumak için ateşin içinde bile yürürüm.
Seninle tanıştığımda aradığım her şeyi buldum.
Sen benim aşkımsın.
Seni gün boyu sebepsiz yere düşünüyorum.
Yanımda olman beni çok mutlu ediyor.
Benim dünyamı daha iyi bir yer yapmakla kalmadın, aynı zamanda benim dünyam oldun.
Yanımda olduğun her günüm çok güzel geçiyor.
Sorunlarım sen yanımdayken bir şekilde kayboluyor.


Daha Fazla!

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Mektup