Emily Dickinson’ın Susan Gilbert’e Elektriksel Aşk Mektupları

0
631 views

Emily Dickinson’ın Susan Gilbert’e Aşk Mektupları

“Bu sabah benimle, kalbimizin içindeki zillerin kilisesine, zillerin sürekli çaldığı kiliseye gelin ve adı Sevgi olan vaiz bizim için araya girsin!”

Yirminci yaş gününden dört ay önce, Emily Dickinson (10 Aralık 1830 – 15 Mayıs 1886) ilk aşkı olan ve en büyük aşkı olarak kalan kişiyle tanıştı. Bu kişi dokuzuncu sınıf öğrencisi olan Susan Gilbert adında eğitim gören yetim bir matematikçiydi. Şairin yaşamı boyunca, Susan onun ilham perisi, akıl hocası, birincil okuyucusu ve editörü, hayatının en uzun ömürlü eki, onun için “Dünyadaki Tek Kadın” olacaktı.

Susan Gilbert Amherst’e (Amerika Birleşik Devletleri’nin Massachusetts eyaletine bağlı Hampshire ilçesinde yer alan bir kasaba) yerleşmişti ve o sırada kadınlar için mevcut olan bir avuç akademik titiz eğitim kurumlarından biri olan Utica Kadın Akademisi’nden mezun olduktan sonra kız kardeşinin yanındaydı. Şairin daha sonra “Aşk ilk başladığında, ön kapıdaki basamakta ve yaprak dökmeyen ağaçların altında” sezonu olarak hatırlayacağı 1850 yazında Dickinson’un hayatına girdi.

Yirmili yaşlarında daima ciddi ve dik duran Susan, ebeveynlerinin ölümünden beri, kardeşinin doğumu sırasında ölen annesini örnek alarak kardeşine karşı anne figürünü üstlenmiş ve hep siyahgiyiniyordu. Susan hem Emily hem de Austin Dickinson’ı iki katı büyülemişti. Hem kız hem de erkek kardeş, onun kendinden emin bilgeliği ve homoseksüel yakışıklılığı tarafından ele geçirilmişti. Düz, dolgun dudakları ve koyu gözleri ile tam olarak erkeksi değildi, keskin olmayan oval yüzü ve alçak alnı ileyse tamamen dişil değildi.

EmilyDickinson daha sonra şöyle yazmıştı: “En İyi Büyü Geometridir”. Şimdi hem o hem de erkek kardeşi, kendilerini garip bir matematiksel büyünün içinde bulmuşlar ve Susan’ı aşk üçgeninin bir noktasına yerleştirmişlerdi. Fakat Emily’nin geçici bir sevgisi yoktu. Susan’ın kalbine girmesinden yaklaşık yirmi yıl sonra, karamsar bir arzu ile şöyle yazacaktı:

Kendime ait bir Susan’a sahip olmak

Kendi başına bir mutluluk mu?

Hangi krallıkta yenilirsem yenileyim, Lordum,

Bana devam et!

Şiddetli bir yakınlık, Susan’ın Dickinson’ların hayatlarına girmesini takip eden on sekiz ay boyunca sürdü. İki genç kadın ormanda uzun yürüyüşler yaptılar, kitap takasında bulundular, birbirlerine şiirler okudular ve aralarında evrimleşip değişecek ama ömür boyu sürecek yoğun, samimi bir yazışma başlattılar. “Tek şairler biziz,” dedi Emily Susan’a,“ve diğer herkes nesir.” 1852 başlarında, şair sözcüklerin ötesine geçti. Pazar günü Susan’ı çağırdı:

“Bu sabah benimle, kalbimizin içindeki zillerin kilisesine, zillerin sürekli çaldığı kiliseye gelin ve adı Sevgi olan vaiz bizim için araya girsin!”

Susan, 1851 sonbaharında Baltimore’da bir matematik öğretmeni olarak on aylık bir atamayı kabul ettiğinde, Emily ayrılık fikriyle mahvoldu, ancak kalbini neşeli tutmaya çalıştı. Hatta bir mektubunda alayla şöyle yazdı:

‘’Sizi çok sık,kavrayamayanlarazorla mücadele ederek anlatmak zorunda olduğunuz, elinizde dolgun bir Binom Teoremi ile okul odasına inerken hayal ediyorum.’’

Susan bilimi kişileştirmiş, büyük harf kullanmıştı. Dickinson’un şiirlerini “Bilim” olarak onlarca yıl boyunca gösterecekti.

Emily Dickinson’unbitki koleksiyonundan: şiir ve bilimin kesişiminde unutulmuş bir şaheser.

1852 yılının ilkbaharından itibaren, sekiz ay boyunca Susan’ın yokluğunda yazılan bir mektupta, Emily kendi içinde çatışan benliğini açığa vurma riskini alarak ortaya bir bomba attı.

Emily Dickinson’dan Susan Gilbert’e

Bana iyi davranır mısın Susie? Bu sabah haylaz ve dargınım ve kimse burada beni sevmiyor; sen de sevmeyecektin, eğer beni kaşlarını çatarken görmen ve her geçtiğimde kapının ne kadar gürültülü kapandığını duyman gerekseydi, ve henüz bu bir öfke bile değilken. Kimsenin göremediği bir zaman olduğuna inanmıyorum. Önlüğümün köşesiyle büyük gözyaşlarını okşuyorum ve sonra çalışmaya devam ediyorum – acı gözyaşları, Susie – çok sıcaklar, yanaklarımı ve neredeyse gözlerimi yakıyorlar, ama çok ağladın ve onların üzüntüden daha az öfke içerdiklerini biliyorsun.

Ve hızlı koşmayı ve hepsinden uzaklaşmayı seviyorum; Burada, sevgili Susie’nin göğsünde biliyorum ki, burası sevgi ve dinlenmeyeri, ve ben aslabüyük dünyanın beni aramadığı ve çalışmadığım için dövdüğü uzaklara gidemem. Değerli mektubun Susie, şimdi burada duruyor ve bana çok kibarca gülümsüyor ve bana sevgili yazarın bu kadar tatlı olan düşüncelerini veriyor. Eve geldiğinde sevgilim, mektuplarını almayacak olur muyum, almalıyım, ama kendin de olacaksın ve bu her şeyden daha fazlası. Ah, düşündüğümden daha fazla ve daha iyi! Burada küçük kamçımla oturuyorum, zamanı çatlatıyorum, son bir saat kalana kadar… Ve sonra buradasın! Ve Sevinç burada. Şimdi ve sonsuza dek sevinç!

O yıl, bir Prusya laboratuvarında, doktor ve fizikçi Hermann von Helmholtz, sinir iletim hızını saniyede seksen fit olarak ölçtü. Bu ne kadar şiddetli algılanır ve saniyede ışık hızında hareket eden bir akıldan çıkarılan elektrik çarpmalarına indirgenebilen bu patlayıcı kim hissedebilirdi? Ve yine de biz buyuz biyomekanik yaratıklar, tüm yaratıcı gücümüz, tüm matematiksel figürlerimiz, tüm aşklarımızın çılgınlığı, binyıldır gelişen sinir altyapısı boyunca saniyede seksen fitte bir nabızla atıyor.

Dickinson’un sevgisinin elektriği, hayatının geri kalanında varlığını sürdürerek katlanacaktı. Yıllar sonra, bu ölümsüz dizededuygularını aktardı:

Bu tek yıldızı seçtim

Geniş gecenin rakamlarından

Sue. Sonsuza dek!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here