İçinde Mektup Geçen Şarkılar

Türkçe’nin Mektuplu Şarkılarının Hikayeleri

Haberleşmek, duygularımızı anlatmak, belki usulca aşkımızı ilan etmek ya da arkamızda bıraktıklarımıza kendimizi ifade etmek amacıyla yazdığımız mektuplar, hepsi muhakkak evin bir köşesinde gizlidir. Yüzümüz gülsün diye arada açıp okuduklarımız bir yana, bir de her satırında ya ağladığımız ya da bir başkasının ağlamasına sebep olduğumuz mektuplar… Onlar, hayatımız bu kadar dijitalleşmeden önce birer duygu temsilcisiydiler. Elbette, bu kadar çok anlam taşıyan mektuplar Türk bestecileri tarafından bestelendi ve hala zevkle dinlediğimiz şarkılara dönüştüler. İşte sizi geçmişe götürecek, kağıt kokusu nedir hatırlatacak şarkılar ve o şarkıların kısa hikayeleri:

  • Yeni Türkü- Olmasa Mektubun

    ‘’Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
    Kim inanır senle ayrıldığımıza
    Sanma unutulur kalp ağrısı zamanla
    Her şeyi unutarak yaşanır sanma’’

    Elbette bu şarkıyla başlamak gerekir. Olmasa Mektubun izlenmesi hala en yüksek olan şarkılardan biridir. Derya Köroğlu’nun sesinden duyduğumuz, senelerdir tüm ayrılıklarımıza şahit olan bu şarkı 1986 yılında piyasaya çıktığında adeta ortalığı kasıp kavurmuştur. Şarkının söz yazarı ‘’Yalnız Bir Opera, Bir Fincan Kahve, Hayatın Kapıları ve Kadırga’’ şiirleriyle tanıdığımız Murathan Mungan’dır. Şarkının bestesi Yunan Manos Loizos’a aittir. Yeni Türkü grubunun ardından Müslüm Gürses ve Zara tarafından da seslendirilen şarkı; duygu yoğunluğu, gerçekliği ve muhteşem sözleriyle her duyduğumuzda bizi aynı duygu seline sürüklüyor.

  • Zeki Müren- Kahır Mektubu

    ‘’Geleceğim demiştin ben hala bekliyorum
    Ben hala bekliyorum
    Bir şiir yazdım sana
    Bir şarkı yaptım sana
    Mutlu günüm her şeyim ah beni anlasana
    Masaların üstüne ismini kazıyorum
    Bu kahır mektubunu bin kere yazıyorum’’

    Şarkının isim babası Türkiye’nin en büyük ses sanatçısı Zeki Müren’dir. Yaklaşık olarak otuz dakika süren bu şarkı Zeki Müren’in hayat verdiği en uzun şarkı olma özelliğini taşır. Şarkının sözleri Ahmet Selçuk İlkan’a aittir. Ahmet Selçuk İlkan, şarkıyı öğrenci olduğu ve ülkenin en kanlı dönemlerinden biri olan 1980 yılında yazdığını beyan eder. Şarkıyı bitmiş haliyle ilk defa okuyan Zeki Müren’in, şarkının son satırlarında ağladığı da söyleniyor. Şarkının bestecisi ise 2015 yılında hayata veda eden, Türkiye’nin en büyük bestekarlarından Muzaffer Özpınar’ dır. Tek bir şarkıda çeşitli makamların kullanıldığı bu şarkı Türk Sanat Müziği’nin en önemli eseri olma özelliğini taşır. Eser daha sonraları Ozan Doğulu tarafından üç dakikalık bir versiyonu ile piyasaya sürüldü. Kahır Mektubu adlı eserin kısa versiyonuna Sibel Can hayat verdi.

  • Hakkı Bulut- Son Mektup

    ‘’Yazdığın son mektup şu an elimde
    Okuyup ağlıyorum her kelimede
    Demek ki yalanmış aşkın sevginde
    Mutlu ol diyorsun sensiz olur mu?’’

    ‘’Ayrılsak da mutluluk dilerim sana’’ dizesi ile Zerrin Özer’in sesinden tanıdığımız bu şarkı, aslında bir Hakkı Bulut eseridir. Bir zamanlar esefle kınanan bir müzik türü olan arabeskin temel taşlarından biri olan bu şarkı, Hakkı Bulut’un sesinden çok fazla dinleyiciye ulaşamadı. Şarkıyı daha sonra seslendiren Zerrin Özer’in sesi şarkıya o kadar uyumluydu ki, günümüzde dahi severek ayrılan herkesin acısına ortak oluyor. Şarkı, ecelinin bir mektupta yazılı olduğunu düşünenlerle birlikte ağlıyor.

  • Zülfü Livaneli- Bir Mektup

    ‘’Bir mektup 
    Üç satır yazı 
    Gönlünün karası 
    Tırmalamış ak kağıdı’’

    Zülfü Livaneli; edebiyatçı, bestekar, politikacı ve yönetmenliği ile her seferinde bizi kendine hayran bırakan bir isim. Hayatın düzenine kafayı takmış olmanın cezasını o da ödedi. 12 Mart döneminde siyasi kimliği yüzünden 1 sene hapishanede kaldı, ama kabusu henüz bitmemişti… 1972’li yıllarda bir laf ki etrafını sardı, tekrar hapishaneye gireceği söyleniyordu. Korktu ve haklı olarak yurtdışına gitti. Bu zamanları sürgün olarak adlandırıyordu. Biliyordu kalsa yine esir olacaktı, gitmeyi seçti. Gitmekte haklı olduğu, ülkeye giriş yasağı aldığında ortaya çıkmış oldu. Kendisinin sürgün olarak adlandırdığı bu dönem şimdi gerçek anlamda bir sürgündü. Çok özledi vatanını, bu özlem de çoğu şarkısına sirayet etti. On bir senesini İsveç’te geçirdi. Katıldığı bir programda zaman zaman Yunanistan kıyısından ülkesine bakıp özlemini gidermeye çalıştığını söyledi. Ülkeye olan özlemini dile getiren şarkılarının hepsi bir yana, bir mektup adlı eserinde çektiği acılar her cümlede hissedilebilir. ‘’ Bir gurbet, Bir acı gurbet,
    Alnının karası’’ mısraları yurtdışında geçirdiği zamanları ve bu zamanların kendisine olan etkilerini yeterince anlatıyor.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Mektup