Mektup Şairleri – Mektupta Şiir var

  • Ümit Yaşar Oğuzcan

    ‘’ İstersen mutlu oluruz seninle
    Birbirimiz için yaratılmışız
    Ruhlarımız düşüncelerimiz bir
    Bizim gibi olur çocuklarımız
    Ben şair, sen baştan ayağa şiir’’

  • Sahibini Bekleyen Mektuplar adlı kitabı, birbirinden önemli şiirlerle dolu ve en bilinenleri bu kitapta yer alan şiirler olsa da; Mektup şiirinde, yormadan, gerçekçi ve etkileyici bir aşk ilanı gerçekleştirir. Oğlu Vedat’ın intiharından sonra şiirlerinde derin var oluş sancıları ve acılar hissedilen Ümit Yaşar Oğuzcan, yaşamı boyunca neredeyse iki yüz şiir yazmıştır. Yaşanmış aşkları da ayrılıkları da öyle yalın bir dille anlatmıştır ki sevdanın asıl adı onun şiirleridir.
  • Murathan Mungan

    ‘’boş bırak düşlerini 
    ben geleceğim 
    kucağımda yaratmanın sevdaları 
    ve akşamüstlerinde sonlu bekleyişlerin karanlığı 
    tahta pervazlara takılı kalmış çınar gölgelerini kanattığı 
    hiç yaşanmamış Nerime Sultan anılarını dürüp 
    ben geleceğim’’

    Onun şiirlerini duymamış olmanıza imkan yok. Ezberimizde olan o kadar çok şarkının söz yazarıdır ki Murathan Mungan, aslında hepimizin hafızasında onun olduğu bir yer var. Sezen Aksu sesinden duyduğumuz ‘’Eskidendi’’ nin yanı sıra, Yeni Türkü grubunun ses verdiği ‘Aşk Yeniden’ şarkısı acılarımıza rağmen bize yeniden sevmeyi öğretirken, ‘Olmasa Mektubun’ şarkısıyla ayrılıklarımıza ortak olmayı başardı. Şiirleri, senaryoları, öyküleri ve şarkı sözleriyle hayatımızda önemli bir yere sahip olan Murathan Mungan’ın bu şiirinde İstanbul sokaklarında bir gezintiye çıkarken aynı zamanda sevgiliye seslenişin en güzel haline şahit oluyoruz.

  • Cemal Süreya

    ‘’Her şey biliyor her şey
    Sen biliyor musun bakalım
    Seni nice sevdiğimi?
    Üstüne titrediğimi?
    Geldiğimi?
    Gittiğimi?
    Hadi!’’

    İddia uğruna soy ismindeki bir harften olmuş şairimiz Cemal Süreya… İkinci eşi Zuhal Hanım hastalığa yakalanır, ameliyat olması gerekir ve hastaneye yatırılır, on üç hastanede kalacaktır. Cemal Süreya eşinin moralini yerine getirecek bir çözüme sığınır ona her gün mektuplar götürecektir. Şiirlerinin her biri hasta diye üzülmemesini istediği eşine yazılmıştır, eşi Zuhal Hanım’ın moralini yüksek tutması gerektiği tembih edilmişti zira Zuhal Hanım felç olma riskiyle karşı karşıyadır. Daha sonraları On Üç Günün Mektupları adıyla yayımlanan eserde Cemal Süreya’ nın eşine olan sevgisinin büyüklüğünü gözlemleriz. Aynı zamanda bugüne kadar hayatını hiç açmadığı ölçütte okuyucusuna açar. Şair, öyle dizeler ile seslenir ki eşi Zuhal’ e aşkı tam anlamıyla üç cümleye sığdırmayı başarır.

    ‘’Sevmek ne uzun kelime! Derin deniz mavisi. Ne zaman geleceksin?’’

    “Aşkı insani çizgide bütünlemeli. Mutluluk da sanırsam, o zaman bütünleniyor. Güven, mutluluğun temelidir. Güven aşkın ve her türlü aşkın, yani cesaretin, yani kavganın temelidir.”

    “Bir şairin, sevdiğine en güzel armağanı, yayımlanmayan, hiç de yayınlanmayacak bir şiir olabilir. Böyle düşünüyorum. Her yıl böyle bir şiir yazacağım sana. Saklarsın. İstersen ben öldükten sonra yayımlarsın.”

    Belki de bu satırların verdiği kuvvetle Zuhal Hanım iyileşir ve evine döner. Ameliyatı korkulanın aksine risksiz sonlanır. Ardından, Zuhal Hanım’la birlikte eve dönen bu şiir ve mektuplar yayımlatılmaya karar verilir. Yayımlanacak olan kitaba, ismini Zuhal Hanım verir.

  • Sabahattin Ali – Son Mektup

    ‘’Ey yar, bu mektubu aldığın demde
    Kara topraklara verdim kendimi
    Her şey bana engel oldu alemde,
    Bir coşkun nehirdim, yıktım bendimi.

    Benim gönlüm doğusundan deliydi;
    Başka dünyaların şaşkın seliydi
    Bunun böyle olacağı belliydi
    Her şey biter sel yerine döndü mü’’

    Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan ve Kuyucaklı Yusuf kitapları ile tanınan Sabahattin Ali, edebiyatımızda başını yere eğmeyen, dik duruş ve davasından vazgeçmemek nedir öğreten bir şairdir aynı zamanda. Son Mektup, bir intihar mektubunu anımsatan bir şiirdir. Okuyanını, okuduğu anda şairin ne denli zor bir hayat yaşadığına kolayca ikna eder. Toplumcu – Gerçekçi akımının en önemli yazarı olan Sabahattin Ali, yazdığı bütün eserlerde halkının sorunlarına eğilmeyi ve bu sorunlara çözüm getirmeyi kendine bir görev olarak bilmiştir. Nihal Atsız ile sert tartışmalara girmiştir. Öğretmenlik hayatı boyunca birçok soruşturmadan geçen yazar, kırk bir yaşına geldiğinde artık davaların aleyhinde seyrettiğini fark edince yurtdışına gitme kararı aldı. Bulgaristan sınırını geçmek isterken, rehberi olan Ali Ertekin tarafından öldürüldü.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Mektup