Beethoven

“Kalbim, sana pek çok şey anlatmak için delicesine bir özlem taşıyor…”

Ludwig van Beethoven (17 Aralık 1770 – 26 Mart 1827), tüm zamanların en etkili ve en sevilen bestecileri arasındadır. Sadece bu kadar olağanüstü kapasiteye sahip bir insanın ruhunun güzelliği, tüm zamanların en nefes kesici aşk mektuplarından bazılarının yazarı olmasını sağlayabilir.

Beethoven hiç evlenmemiştir, ancak kırklı yaşlarında “ölümsüz sevgili” olarak tanımladığı gizemli bir kadına derinden âşık hissetmeye başlamıştır. Bu kadın büyük bestecinin mektuplarında kendisine hitap ettiği kişidir aynı zamanda. Gerçek kimliği kimse tarafından bilinmemektedir. Ancak tarihçiler o dönemde Frankfurtlu bir işadamı ile evli, bir Viyana aristokratı olan AntonieBrentano olduğuna inanıyor.

Beethoven bu mektuplarında Almanca resmi bir hitap şekli olan ‘’Sie (Siz)’’ yerine ‘’Du (Sen)’’yu kullanması da ünlü bestecinin ölümsüz sevgiliye hitap edilmiş,bilinen tek aşk mektuplarının nasıl bir etki ve özlemle yazıldıklarını göstermektedir. Bu mektuplar hiçbir zaman postalanmamıştır; sadece bütün ilişkilerde olduğu gibi, iki sevgilinin aslatam olarak birbirinin olamayacağı bilinciyle hem rahatsız edici hem de capcanlı hissettirenduyguların güzel ve trajik bir kanıtıdır… Hayal kırıklığı ve memnuniyet arasındaki sonsuz ilişkinin hatırlatıcısı… Beethoven’in müziği gibi, mektupları da romantik dehasınınustalık eseri olmaya devam etmektedir…

Ölümsüz Sevgili’ye

5 Temmuz, 1812

Meleğim, benim özüm… Konuşmak gerekirse, bu derin üzüntü neden? Aşkımız fedakarlık olmadan, birbirimizden her şeyi talep etmeden dayanabilir mi; tamamen benim olmadığın, tamamen senin olmadığım gerçeğini değiştirebilir misin? Ah Tanrım! Doğa’ya tüm güzelliği ile bak ve kalbini ne olması gerektiği konusunda rahat bırak. Sevgi her şeyi talep eder, haklı olarak… Şüphesiz yakında buluşacağız; ve bugün de zaman, bu son birkaç gün boyunca hayatım hakkında aklımda dönüp duran düşünceleri sana söylememe yetmiyor. Kalplerimiz her zaman birbirine yakın bir şekilde birleşmiş olsaydı, kesinlikle böyle bir düşünceyi barındırmazdım. Kalbim sana pek çok şey söyleme arzusuyla dolup taşıyor. Ah, ama konuşmanın yetersiz kaldığı anlar var. Mutlu ol ve sonsuza dek sadık kal, benim tek sevgilim, her şeyim, benim senin olduğum gibi. Ne olursa olsun, kaderimiz ne gösterecekse göstersin, Tanrılar bize hak ettiğimiz her şeyi yollamalı.

Sadık Ludwig’in…

6 Temmuz, 1812

Ne hayat ama!!! Şimdi olduğu gibi!!! Sensiz… Buradaki ve oradaki insanların nezaketini, peşinden düşmek istediğim kadar nezaketini hak ettiğimi düşündüğüm bir insanlığın peşinden koşan adamım. İnsanın insana olan bağlılığı… Bu beni acıtıyor. Ve kendimi evrenin düzeninde düşündüğümde, ben neyim? Birinin bir şeyin en iyisi olarak adlandırdığı o adam ve diğer yandan da içinde ilahi unsur yatan bir adam… Beni ne kadar çok seviyorsan sana olan sevgim daha büyük. Ama asla kendini benden gizleme. İyi geceler. Sevgili Tanrım, çok yakın! Şimdiye kadar! Aşkımız gerçekten cennette kurulmamış mı ve cennetin sağlamlığında güçlü bir şekilde harmanlandığından başka bir gerçek var mı?

7 Temmuz, 1812

Yatakta uzanırken bile düşüncelerim sana doğru acele ediyor. Ölümsüz sevgilim, şimdi ve sonra neşeyle, sonra tekrar ne yazık ki kederle, kader dualarımızı duyacak mı diye bilmek için bekliyorum. Hayatla yüzleşmek için seninle birlikte yaşamalıyım ya da seni hiç görmemeliyim. Tanrım, neden insan bu kadar sevgili birinden ayrılmalı? Oysa şu an Viyana’daki hayatım sefil bir hayat. Aşkın beni hem çok mutlu hem de ölümcül derecede mutsuz etti…

Bu delice coşku, sakin, neredeyse rasyonel bir lütuf seviyesiyle doludur. John Steinbeck’in aşk ile ilgili unutulmaz bir mektubundaki şu düşüncesini akla getirir: “Doğru olan, elbet gerçekleşir… İyi şeyler kaderden kaçamaz.”

Sakin ol; çünkü sadece sakince hayatlarımızı düşünerek birlikte yaşama hayalimizi gerçekleştirebiliriz. Sakin ol. Beni sev. Bugün. Dün. Senin için içimde ne kadar acı bir özlem var. Senin için. Sen. Benim hayatım. Benim her şeyim. Sana iyi dileklerimi gönderiyorum. Beni sevmeye devam et. Asla sevgilinin sadık kalbini yanlış değerlendirme.

Senin her şeyin…

Benim her şeyim…

Bizim hiçbir şeyimiz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here