Victor Hugo; “Dün, Ölümü Büyük Bir Mutlulukla Karşılayabilirdim”

Fransız edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da en büyük yazarlarından biri olan Victor Hugo’nun Adéle Foucher’e yazdığı Aşk Mektubu;

Cumartesi akşamı (Ocak 1820)

Senin birkaç kelimen, sevgili Adéle’im, ruh halimi yeniden değiştirdi. Evet, benim üzerimde her türlü hakka sahipsin ve yarın, sesinin yumuşak tınısının, biricik dudaklarının tatlı basıncının, bedenimin yeniden hayat bulmasına yeteceğini bilseydim, ölmüş olmayı tercih ederdim. Bu akşam, düne göre nasıl da farklı gireceğim yatağıma! Dün, Adéle, geleceğe ait tüm güvenimi yitirmiştim, senin aşkına inanmaz olmuştum, dün, ölümü büyük bir mutlulukla karşılayabilirdim.

-Yine de, beni sevmediği doğruysa, ruhum aşkını hak edecek hiçbir şeye sahip değilse bile, ki onun aşkı olmazsa yaşamımda büyü de olmayacaktır; bu, ölmek için bir sebep mi?

Ben kişisel mutluluğum için mi varım? diye soruyordum kendime bir yandan. Hayır! Tüm varlığım ona ait, hatta ona rağmen. Ve ne hakla aşkını istemeye cesaret edebilirim ki? Bir melek ya da bir tanrıdan daha mı üstünüm ben? Onu seviyorum, bu doğru; her şeyi uğruna zevkle feda etmeye hazırım, onun tarafından sevilme umuduna kadar her şeyi, onun için yapamayacağım tek bir fedakarlık yok; bir gülüşü, bir bakışı için. Ama başka türlüsü elimden gelir miydi? Yaşamımın tek gayesi o değil mi? Bana karşı kayıtsız olması, hatta kin duyması, benim mutsuzluğum olur, hepsi o kadar. Bu, onun mutluluğuna engel olmuyorsa, ne önemi var ki! Evet ya! Beni sevemiyorsa eğer, sadece kendimi suçlamalıyım bundan ötürü. Görevim, hiçbir bedel istemeden, hiçbir karşılık beklemeden, onun adımlarına uymak, varlığını benimkiyle sarmalamak, tehlikeler karşısında ona kalkan olmak, başımı ona basamak olarak sunmak, onunla tüm acılar arasında durmak, her zaman için. Ara sıra kölesine bir acıma bakışı fırlatma ve tehlike anında beni düşünme lütfunda bulunursa, ne büyük mutluluk! Heyhat! Yaşamımı, daha o dile getirmeden, tüm arzularını, tüm kaprislerini karşılamaya adamama rıza gösterir; yaşamın zorlukları karşısında banadayanmayı kabul ederse, can attığım mutluluğa kavuşmuş olurum. Her şei onun uğruna feda etmeye hazır olduğum için, bana minnet mi duymalı? Onu seviyorsam, bu onun mu hatası? Bu yüzden, beni sevmek zorunda mı hissetmeli kendisini? Hayır, benim sadakatimle dalga geçebilir, hizmetlerime nefretle karşılık verebilir, ona duyduğum tapınma hissini hor görerek bir kenara fırlatabilir ve ben, bir kez bile bu melekten şikayetçi olma hakkını kendimde görmemeli, küçümsediği şeyleri bir an bile ondan esirgememeliyim. Ve yaşadığım her gün onun için bir fedakarlıkta yapsam, öldüğüm gün, ona karşı olan sonsuz borcum hiç eksilmemiş olurdu yine de.-

Dün, bu saatte sevgili Adéle’im, kafamdan geçen düşünceler bunlardı. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum. Yalnız şimdi, bu düşüncelere mutluluk inancı da karışmakta. Bu, inanmaya bile cesaretim yokken, asla düşünemeyeceğim kadar büyük bir mutluluk. 

Demek beni sevdiğin doğru Adéle! Söyle bana, bu büyüleyici düşünceye bel bağlayabilir miyim? Benim olacağım kadar seni de mutlu kılacağıma ve benim sana taptığım kadar senin tarafından tapılacağıma emin olarak, tüm yaşamımı ayaklarının altına serebilirsem, mutluluktan delirebileceğime inanmıyor musun? Ah! Mektubun beni huzura kavuşturdu, bu akşamki sözlerin içimi mutlulukla doldurdu. Sana binlerce kez teşekkür ediyorum, Adéle, meleğim, sevgilim benim. Bir tanrının önünde eğilir gibi senin önünde eğilmek isterdim. Beni öyle mutlu ediyorsun ki! Hoşçakal, hoşçakal. Seni düşleyerek çok güzel bir gece geçireceğim.

İyi uyu ve ona vaat ettiğin on iki öpüğü ve vaat etmediğin her şeyi senden alması için kocana izin ver.


Nişanlıya mektuplar, Victor Hugo’nun gençlik sarsıntılarının belgesidir. Bu mektupların “adresi” olan Adéle Foucher, Hugo kardeşlerin “çocukluk aşkı”dır. 26 Nisan 1819 gecesi Eugéne Hugo ile Victor Hugo, aynı kızı sevdiklerini birbirlerine itiraf ederler; ama Adéle ile birleşmenin Hugo için asıl engeli sevgili annesi Sophie’dir. Oğluna yüksek tabakadan gelin almak isteyen kadın, muhtemel bir evliliğe şiddetle karşıdır. Bu engelleme Nişanlıya Mektuplar‘ında doğumunu hazırlar. İki sevgili gizlice mektuplaşırlar. Duygu yüklü, romantik ve ateşli bu mektuplar, anne sevgisi ile “dış” sevgili arasında sıkışmış genç Hugo’nun edebiyat tarihine armağanlarından ilklerini oluşturacaktır. Kader, mektuplarla döşediği yolu açmaya kararlıdır. Anne Sophie, 1821’de ölür. On altı ay sonra Victor Hugo ile Adéle Foucher evlenirler.


Aşka hiçbir şey yetmez. Mutlusunuzdur; cenneti istersiniz; cennete sahipsinizdir; Tanrı’yı istersiniz. 

“Victor Hugo”


Nişanlıya Mektuplar, Victor Hugo, Çevirmen: Alev Özgüner, Tür: Anı-Mektup, Bordo Siyah Yayınları, 357 Sayfa, Basım Tarihi: 01-2003


“Bu içerik yeterli mi? Eğer bu içeriğin yetersiz olduğunu düşünüyorsanız yorum bırakarak daha fazlasını talep edebilirsiniz. Ayrıca; görmek istediğiniz başka bir içerik varsa yorum olarak belirtiniz.. Editörlerimiz 24 saat içerisinde talep ettiğiniz içeriği mail adresinize ulaştırabilirler.”

Mektup.gen.tr

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?