Günümüzde edebi eserler okumak, özellikle kurgu, ağırlıklı olarak kadınsı bir etkinlik olarak algılanmaktadır. Kadın okurun postürü, her zaman kıyafet giymiyor veya hatta kitabına odaklanmıyorsa bile, uzun zamandır estetik hayranlığın bir nesnesi olmuştur. Okuyan kadın temasını göstermelik olarak güçlü biçimde yansıtan takvimler, kartlar ve sanat kitapları bol miktarda bulunmaktadır.

Viktorya döneminin kadın okurlarından neler öğrenebiliriz?

viktorya dönemi

Bu esnada, eğitimdeki son birkaç on sene boyunca bu resmin tam zıttı, isteksiz erkek çocuk okurlarında sık sık uyandırılmıştır, ki bu erkek çocukların genelleştirilmiş edebi uğraş yetersizlikleri bir “oğlan krizi” oluşturmuştur ve New York Times’da yayınlanan “Oğlanlar ve Okuma: Hiç Umut Var Mı?” gibisinden içler acısı manşetler yaratmıştır.

Fakat on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda problem, devamlı krizlerin nesnesi okuyan kadındı, çünkü okuyan kadının okumakla aşırı derecede meşgul olduğuna inanılırdı. Charlotte Lennox’un 1752 tarihli parodi romanı “Bayan Kişot” (cinsiyeti değiştirilmiş Don Kişot) ile başlayan ve on dokuzuncu yüzyıl boyunca devam eden, kadın okurların aldatıcı kurgu dünyalarına ve karakterlerine dalmaya karşı doğuştan savunmasız olduklarını tekrar tekrar belirten tasvir en sonunda edebiyat ile kimlik kazanmanın kadınsı bir yatkınlık olduğu kalıcı fikrini ortaya çıkardı.

Kendilerini erkek olarak tanımlayanların kurgusal karakterlere yönelik daha dar bir potansiyel tanım aralığına sahip oldukları, artık herkesçe bilinen bir gerçek haline geldi. Edebiyat öğretmenleri düşük beklentiler ve geniş stereotiplere hitap eden müfredatlar oluşturmaya, yalnızca “erkeklerin seveceği” türden metin ve baş kahramanların olduğu ödevleri vermeye teşvik edilirken; kızlar ve kadınlar görünüşte herkes ve her şey hakkında okuyorlar ve non-binary veya cinsiyet varyanslı öğrenciler neredeyse hiç tanınmıyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here