Hitler Almanya’sının Yaptıklarına Katlanamayan Stefan Zweig ve İntihar Mektubu

20. asrın umutsuz münevveri, Avusturyalı Yahudi yazar Stefan Zweig, 1920’li ve 30’lu yıllarda Alman dilinin en çok okunan yazarlarından biridir. Bugün yapıtları elliyi aşkın dile çevrilen ve kitaplarının baskıları milyonlara ulaşan bu kültür işçisi, ne yazık ki tüm sevecenliğine, yardımseverliğine, güzel bir kalp taşımasına rağmen tabiatına hiç de uygun olmayan bir çağda doğar. Öyle ya; içeriğimize konu olan intihar mektubunda da hayatını sonlandırma sebebini oldukça iyi açıklar. Stefan Zweig ayrıca çok üretken bir yazar olmasıyla bilinir. Şiirler, kültür – sanat yazıları, biyografi çalışmaları, romanlar, denemeler, tiyatrolar… 20 Ekim 1881’de Viyana’da dünyaya geldiğinde henüz onun yaşamı için her şey güzel görünür. Oldukça iyi bir eğitim hayatının sonucu olarak Latince, Yunanca, İtalyanca, Fransızca, İngilizce öğrenir. Lise yıllarında yazmaya başladığı şiirle, ileride özellikle edebiyat sahasında hepimizin çok saygı duyacağı bir isim olmanın ilk adımı atar. Seyahat merakı üniversite yıllarıyla beraber onu kasıp kavurur. Paris’te meşhur şair Rilke ile tanışmasıysa dönüm noktalarından biri olur, zira ondan edebî açıdan çok etkilenir. Velhasıl her şey iyi hoş giderken Hitler’in 1933’te iktidara gelmesi, Nazilerin ivme kazanması ve o felaketlerin babası olan vaka: İkinci Dünya Savaşı. Bu savaşın başlamasıyla sevgilisi Lotte ile evlenirler. 1940 yılının başında bir konferans daveti alan Zweig, Lotte’yle beraber Güney Amerika’ya gider. Dönüşü olmayan yolculuk da böylece başlamış olur. Rio’da otobiyografik eseri ve aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı’nın nelere mâl olduğunu anlattığı Dünün Dünyası adlı eserini tamamlar. Tüm resmî ödülleri reddeden, onun yerine üç Alman mülteciye vize istemek gibi taleplerde bulunan bu büyük adam inandığı Avrupa değerlerinin yerle yeksen olmasına daha fazla dayanamaz. Hitler Almanya’sının insanlığı geri dönülemeyecek şekilde yok ettiğini düşünen ve derin bir ümitsizliğe kapılan Zweig için artık geri dönüş yoktur. 23 Şubat 1942’de eşiyle beraber Brezilya’da intihar eder… Satranç, Amok Koşucusu, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu bizde en bilinen eserleridir. Bu uzunca girişin ardından Stefan Zweig’ın intihar mektubunu aşağıda paylaşıyoruz:

Özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: Bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke Brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. Her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım Avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. Ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?