Çarşamba, Ağustos 10, 2022

KÜBİZM NEDİR? KÜBİZM NE DEMEK?

Kübizm Ne Demek? Kelime Anlamı Nedir?

İspanyol ressam Pablo Picasso ve Fransız ressam Georges Braque’ın öncülüğünde başladığı genel olarak kabul edilen Kübizm, 20. Yüzyılın en etkili sanat akımlarından biriydi.

Kübizmin ortaya çıkışının ilk olarak 1907 yılı civarında, İspanyol ressam Pablo Picasso’nun kübist unsurları içeren ünlü tablosu Demoiselles D’Avignon ile başladığı kabul edilir. Kübizmin kelime anlamı olarak, Georges Braque’ın 1908’de Paris’te sergilenen bazı eserlerini gören eleştirmen Louis Vauxcelles tarafından, o eserleri ‘her şeyi geometrik ana hatlara, küplere indirgemek’ olarak nitelendirdiği yorumundan türetildiği söylenir.

Kübizm, sanatta büyük ve devrimsel değişimlere sebep olan bir akım olmakla birlikte, kendini öncelikle resim çevrelerinde kabul ettirmiş, daha sonraları ise farklı sanat dallarına da nüfuz etmiş ve etkisini göstermeye başlamıştır. Kübizm’de, anlatılmak istenen imgeler çeşitli parçalara ayrılır, farklı alanlara veya düzlemlere ayrılan nesne veya figürler mekânlar içinde farklı bakış açıları ile gösterilir.

Kübizm Nedir? Kısaca Tanımı

Kısaca ifade edecek olursak Kübizm, figürlerin boşlukta kapladıkları alanları daha iyi belli edebilmek için bu nesnelerin parçalara ayrılması ve çeşitli cephelerden 3 boyutlu formlarının aksettirilmesini amaçlar.

Bunu yaparken, derinlik yanılsaması oluşturmak yerine tuvalin iki boyutlu düzlüğü de hesaba katılır. Bu şekillendirme aşaması çoğunlukla geometrik bir düzene bağlı olarak devam eder. Kübizmdeki bu teknik sayesinde tuvaldeki nesnelerin önden görünüşünün yanında aynı anda profil görünümü ile de izlenebilmesi ve eserlerin daha dikkat çekici olabilmesi sağlanmıştır.

Kübizm, figürlerin olduğu gibi aktarıldığı durumlarda, eser sahibinin eserdeki anlatım gücünü kaybettiğini savunmaktadır. Gerçeği göründüğü şeklinden ziyade, olduğu gibi aktarabilme ve bu sayede insanları anlatılmak istenen şeylere daha iyi çekebilme, hatta anlatılanları yaşatabilme arzusu, kübist sanatçıların en önemli amaçlarındandır.

Kübizm Akımı ve Özellikleri

‘İzlenimcilik’ manasına gelen ‘Empresyonizm’ akımına bir tepki olarak doğduğu da söylenen Kübizm akımında, Empresyonizm akımındaki ışık ve gölge oyunları ile kuşatılmış estetik kaygıların tersine, kübist sanatçılar ortaya koydukları eserlerde estetizmden çok, anlatıcılığı ön plana çıkarmışlardır.

Kübizmin özelliklerini maddeler halinde sıralayacak olursak;

  1. Kübistler, yapıtlarındaki ifade ve anlatım gücünü üst düzeye çıkarabilmek için nesne ve duyguları iç içe yansıtır.
  2. Nesneleri parçalara bölme sonra birleştirme yani ‘Analiz Sentez’ metodu etkin bir şekilde uygulanmıştır.
  3. Eserlerdeki nesneler geometrik şekiller vasıtası ile olduğundan farklı şekilde yansıtılmıştır.
  4. Nesnelerin sadece dış görünüşünün değil, iç dünyalarının da ustaca anlatılabildiği görülür.
  5. Evrendeki her nesnenin, tek boyutlu olmaksızın tüm boyutlarının hesaba katılarak sunulması ve aktarılması esastır.
  6. Kübizm akımının genel özelliklerinden birisi de nesnelerin sadece dış görünüşünün değil, iç dünyalarının da aktarılabilmesidir.

Kübizm Türleri

Kübizmin iki farklı aşamada geliştiği görülebilir: ilk ve daha katı olarak gelişen Analitik Kübizm ve daha sonraki bir aşama olan Sentetik Kübizm.

‘Analitik Kübizm’ terimi, genellikle 1908-12 yılları arasında sürdüğü düşünülen, çoklu bakış açılarının, iç içe geçmiş düzlemler ve çizgilerin parçalı bir görünümü ile karakterize edilen ve daha sert görünen sanat eserlerini kapsayan kübizmin erken aşamasını tanımlar. Analitik kübizm türünün diğer ayırt edici özelliği, basitleştirilmiş bir renk paletiydi. Bu nedenle izleyicinin dikkati, formun yapısından ve tuvalin merkezindeki görüntünün yoğunluğundan uzaklaşmadı.

‘Sentetik Kübizm’ terimi ise 1912’den 1914’e kadar olduğu düşünülen, daha basit şekiller ve daha parlak renkler ile karakterize edilen kübizmin sonraki aşamasını tanımlar. Sentetik kübizm, kübist sanatçıların resimlerine dokular ve desenler eklemesi, gazete baskısı ve desenli kâğıt kullanarak kolaj denemeleri yapmaları ile başladı. Gerçek nesnelerin doğrudan sanata dahil edilmesi, modern sanatın en önemli fikirlerinden birinin başlangıcıydı.

Kübizm Tarihi

Kübizm, insanların hızlı bir şekilde sanayileşme çabasına girmiş olduğu bir tarih döneminde, yalnız kalmış ve bu yalnızlık ile kendine karşı yabancılaşan insanlığı anlatmaya çalışmıştır.

Artık eskilerde kalmış geleneksel sanat akımları, bu yalnızlaşma içindeki insanlığı yeterince anlatamadığı için yeni bir anlatım tarzı olan ve hayal gücünü kendi normları ile daha gerçekçi olarak kullanan kübizme ihtiyaç doğmuş ve bu yeni akım Picasso’nun öncülüğünde başlamıştır.

Pablo Picasso Kimdir?

25 Ekim 1881 yılında İspanya’nın Malaga şehrinde hayata gözlerini açan Pablo Picasso‘ya, daha küçük yaşlarındayken güzel sanatlara olan yeteneğini gören babası tarafından sanat eğitimi verilmeye başlanmıştır. Güvercinler çizmeyi öğrendiği ilk şeylerdi, ancak İspanya’da yaşarken, onun için büyük bir ilham kaynağı haline gelen boğa güreşleriyle tanıştığında tamamen büyülenmiş ve sanatında yeni denizlere açılmıştır.

Babası, güvercin çizimlerinden dolayı Picasso’yu bir dahi olarak görmüş ve onu Madrid’deki Prado’da resmi sanat eğitimi alması için göndermiştir. Sanatçı orada İspanyol gerçekçiliğini öğrendi ve babasının onun resme klasik tarzda devam etmesini istemesine rağmen Picasso, gelenekten oldukça uzak bir şekilde otoportreler oluşturmaya başladı.

Picasso, ilk eserlerinden olan Picador isimli resmini bitirdikten tam 4 sene sonra, Barcelona Güzel Sanatlar Okulu’nda eğitim almaya başlar. Kübizmin akımının kurucularından olan Pablo Picasso’nun, soyut çalışmaları kadar çok genç yaşta ustalık kazandığı akademik stilde de son derece başarılı tabloları bulunuyordu.

Bundan 500 yıl önceki dönemde batı sanat dünyası, doğal dünyanın titiz bir şekilde gerçeğe en yakın haliyle resmedilmesi gerektiği düşüncesine saplanıp kalmıştı. Akademik stilde, varlıkların gözümüze göründüğü şekilde resmedilmesi gerekiyordu. Sanatçılar bunu başarabilmek için kendilerini eğitiyor, doğrusal perspektif öğreniyorlardı. 3 boyutlu bir illüzyon oluşturabilmek için de ışık ve gölgeleri kullanıyorlardı. Akademik stil zaman içinde gelişti ve mükemmelleşti.

Buna rağmen Picasso, akademik stildeki ustalığına rağmen bu stilin günün gerçekliğini yansıtmadığını düşünüyordu. Sanatçının karşılaştığı ana problem, akademik eserlerde modern dünyanın ancak kopuk bir şekilde hissedilmesiydi.

Georges Braque Kimdir?

Hem Fovizm hem de Kübizm hareketlerinde önde gelen bir sanatçı olan Fransız ressam Georges Braque, matbaacı, teknik ressam ve heykeltıraştı. 1907’de, genç İspanyol ressam Pablo Picasso ile tanışan Braque’ın hayatında Empresyonizm’den sonraki ikinci dönüm noktası oluşmaya başladı. Bu, yeni ve devrimci sanat formunu doğuracak olan bir dostluğun ve sanatsal iş birliğinin yani Kübizmin başlangıcıydı.

Bu sanat formu, sık sık fikir alışverişinde bulunmalarının bir ürünüydü. İki ressam birbirlerini etkilediler ve enerjilerini beslediler. Braque’ı çarpık düzlemler ve sığ alanlardan oluşan bir dünya ile tanıştıran Picasso olurken, geometrik formları besleyen Braque olmuştur. Braque’ın Kübizmin bu evresinden, ‘Analitik Kübizm’ olarak bilinen en önemli eseri, Houses at L’Estaque’dir (1908).

Georges Braque ve Pablo Picasso’nun Eserleri

Picasso ve Braque, Analitik Kübist stili daha da geliştirmek için 1911’den itibaren yakın iş birliği içinde çalışıp eserler verdiler. Nesneleri, boşlukları ve düzlemleri, geleneksel perspektifin tüm anlamını ortadan kaldırarak, karmaşık bir boşluk, toprak renkleri ve hacim senfonisi yaratacak şekilde parçaladılar. Bu yeni sanat biçimi şok edici ve anlaşılmazdı. Ancak derinliği ve anlamı vardı. Zekayı baştan çıkardı ve tanıdık olanı sorguladı. Braque’ın resimlerinin birden fazla perspektifi vardı, alanlar düzdü ve genellikle natürmort olan konular üç boyutlu görünecek kadar parçalıydı. Man With a Guitar (1911) isimli tablosu, bu dönemden bir örnektir. Ayrıca kolajlar ve patlatılmış perspektifler kullandı, şekilleri birbirinden ayırdı ve yeniden oluşturdu.

Bu eserin tamamlanmasından 1 sene sonra Picasso, Le pigeon aux petits pois (The pigeon pea) isimli eseri ile parçalayıp birleştirme ve 3. Boyut ile olan serüvenini pekiştirdi.

1912’de Kübizm, ‘Sentetik’ aşamaya girdi ve Braque, resimlerinde karton, kum ve talaş kullanımı gibi yenilikçi teknikler kullanmaya başladı. Hatta ‘Meyve Tabağı ve Cam’ adlı çiziminde duvar kâğıdı parçalarını kullandı.

Kübizmin Ortaya Çıkış Nedenleri

Birçok çalkantı, kargaşa ve savaşlarla dolu olan 20. Yüzyıl’da, gözün gördüğü şeylerin bile güvenilmez olduğuna dair bir inanış gitgide yaygınlaşıyordu. Picasso ve Braque ise bir yandan resmin bir illüzyon yani 3 boyutlu form ve alanların 2 boyutlu bir yüzeye aktarılmasından ibaret olduğu düşüncesi ile boğuşuyorlardı. Resim sadece bir temsil biçimiydi. Yeni bir temsil dili icat edilemez miydi? Tuvalin 2 boyutluluğunu gizlemeden ön plana çıkarabilecek bir temsil biçimi mümkün müydü?

Batılı sanat anlayışında, temelleri perspektife dayanan resim, esere tek ve sabit bir noktadan bakıldığını varsayarak o noktadan görülebilecek tek bir görüntü ortaya koyardı. Cezanne 19. Yüzyılda bu fikri bir adım ileriye taşıyan sanatçı oldu. Tek bir noktada durup esere uzay ve zamanda sabit bir noktadan bakmak yerine, resmini yaptığım şeyin etrafında dolaşıyorum. demişti. Bu şekilde Picasso ve Braque’da, kısmen sanatçı Paul Cezanne’ın bazı nesneleri biraz farklı bakış açılarından resmettiği görülebilen geç çalışmalarından etkilendiler.

İnsan, vücudunu hareket ettirdiğinde bakış açısı değişir ve bakmakta olduğu şeyi farklı açılardan görebilir. ‘Peki insanın hayata bakış açısı sürekli olarak değişkenlik göstermez mi?’ İşte bu fikri temel alan Picasso, fikri daha da ileri taşıdı ve elinde gitar olan bir adamı resmettiği tablosunda, nesnelerin zaman içinde çeşitli perspektiflerden görüntülerini bir araya getirdi.

Bu anlatım gücü, batı sanatındaki resim anlayışının 500 yıldan beri sunduğu gerçeklikten çok farklı bir gerçeklik ve sanatsal bir devrimdi.

Önemli Kübizm Örnekleri

20. Yüzyıl sanatındaki en etkili modern hareket olan Kübizm, aynı zamanda mimari ve edebiyat ile sonraki tarzlara da ilham verdi. Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından geliştirilen, yapısı bozulmuş, geometrik temsilleri ve uzamsal göreliliğin çöküşleriyle bilinen Kübizm’de, Post-Empresyonist akımdan ve özellikle geleneksel perspektif ve biçim kavramlarına meydan okuyan Paul Cezanne’ın eserlerinden yararlanılmıştır.

Aşağıda bazı önemli kübizm eserlerinden örnekler kısa açıklamaları ile yer almaktadır.

Houses at L’Estaque (1908)

Georges Braque’ın eseri olan Houses at L’Estaque, post-empresyonizmden Proto-Kübizme geçişi yansıtır. İzleyici, tek tip fırça darbeleri ve kalın boya uygulamasında Paul Cezanne’ın etkisini görebilir. Ancak Braque, ufuk çizgisini kaldırarak ve perspektifle oynayarak kübist soyutlamanın unsurlarını birleştirdi. Evler, tutarsız gölgeler ve nesnelerle karışan bir arka plan ile parçalanmıştır.

Violin and Candlestick (1910)

Georges Braque’ın eseri olan Violin and Candlestick, soyutlanmış bir keman ve şamdan natürmortunu tasvir eder. İzleyicinin parçaya ilişkin yorumlarını çizmesine izin veren, tek bir kompozisyon oluşturan yapısız elemanlarla bir ızgara üzerinde oluşturulmuştur. Yan yana gölgeler ve düzleştirilmiş bir perspektif ile kahverengi, gri ve siyahın sessiz tonlarında işlenir. Esas olarak düz, yatay fırça darbeleri ve keskin hatlardan oluşur.

Tea Time (1911)

Tea Time isimli eser, Jean Metzinger’in klasik sanatla modernizmi melezleştirmesini temsil ediyor. Karakteristik bir kübist kompozisyonda çay içen bir kadın portresi. Klasik ve Rönesans büst portrelerine benzer, ancak modern, soyut bir figüre ve mekânsal bozulma unsurlarına sahiptir. Kadının vücudu ve çay fincanı, ışık, gölge ve perspektif oyunlarını içeren yapıbozuma uğratılmıştır. Renk düzeni, içine karıştırılmış kırmızı ve yeşil unsurlarla kapatılmıştır.

I and the Village (1911)

Marc Chagall tarafından resmedilen I and the Village, Chagall’ın Rusya’daki çocukluğundan otobiyografik bir sahneyi betimliyor. Chagall’ın büyüdüğü Vitebsk kasabasından halk sembolleri ve unsurları ile gerçeküstü, rüya gibi bir ortamı canlandırıyor. Eser bu nedenle oldukça duygusaldır ve sanatçının önemli anılarıyla çeşitli çağrışımlara odaklanır. Karışık renklerle kesişen geometrik panellere sahiptir, perspektifi karıştırır ve izleyicinin yönünü şaşırtır.

Portrait of Pablo Picasso (1912)

Pablo Picasso’nun portresi, Juan Gris’in sanatsal akıl hocası Pablo Picasso’ya olan saygısını temsil ediyor. Parça, paradoksal açılarla Analitik Kübizm çalışmalarını andırıyor. Bununla birlikte, net renk düzlemleri ve renk patlamaları ile yapılandırılmış bir geometrik kompozisyona da sahiptir. Arka plan açıları, Picasso’nun yüzünün açılarına dönüşerek parçayı düzleştirir ve özneyi arka planla karıştırır.

Nude Descending a Staircase No. 2 (1912)

Modern sanatın en ünlü eserlerinden biri olarak kabul edilen Marcel Duchamp’ın bu eseri, ilk görüldüğünde insanlar tarafından şok edici olarak bulundu. Şimdi Kübist sergilerinde sıklıkla yer alsa da ilk zamanlar durum böyle değildi. Eser, birçok Kübist sanatçı tarafından reddedildi. Kübizm ile ilişkili parçalanmış formlara ve nötr renklere sahip olan eserde aynı zamanda İtalyan Fütürist hareketinin yansımalarını da görüyoruz.

Guitar (1913)

Pablo Picasso’nun eseri olan Guitar, Analitik Kübizm ve Sentetik Kübizm arasındaki geçişi mükemmel bir şekilde temsil eder. Parça, çeşitli derecelerde derinlik ve doku ekleyen, kâğıt ve gazete kupürlerinden oluşan, çizilmiş öğelerle birleştirilmiş bir kolajdır. Bir gitarın yalnızca merkezi şekil ve daire tarafından tanınabilen ayrık ve asimetrik kısımlarını tasvir eder. Esas olarak bej, siyah ve beyaz renk düzeni, Sentetik Kübizmin cesur renklerini vurgulayan parlak mavi bir arka planla tezat oluşturur.

Still Life before an Open Window, Place Ravignan (1915)

Eser, Juan Gris’in aynı çerçeve içinde hem iç hem de dış mekân sahnelerinin parçalarını boyadığı geç dönem Kübist çalışmasıdır. Ön planda bir gazete, şarap kadehi, sürahi ve diğer öğelerden oluşan bir natürmort yer alırken, arka planda bir tür gölgeli örtü görevi gören yapraklı ağaçların da dahil olduğu açık hava manzarası yer alıyor. Resmin benzersiz, rüya gibi görünümü, siyah, turuncu ve kahverenginin yanı sıra mavi, yeşil ve pembenin canlı tonlarıyla zenginleştirilmiştir. Eser, Philadelphia Sanat Müzesi’nde bulunmaktadır.

Cubist Self-Portrait (1926)

Cubist Self-Portrait, Salvador Dalí’nin 1922-23 ve 1928 yılları arasındaki kübist evresinde yaptığı çalışmaları örneklemektedir. Pablo Picasso ve Georges Braque’ın eserlerinden etkilenmiş ve kübist eserler yaptığı dönemde diğer dış etkilerle deneyler yapmıştır. Otoportresi bu birleşik etkileri örneklemektedir. Merkezinde, Sentetik Kübizm’e özgü kolajlı öğelerle çevrili ve Analitik Kübizmin sessiz renk paletini içeren Afrika tarzı bir maske vardır.

The Weeping Woman (1937)

The Weeping Woman serisi, Pablo Picasso’nun epik tablosu Guernica’da tasvir edilen trajedinin tematik bir devamı olarak kabul edilir. Ağlayan bir kadın imgesine odaklanan sanatçı, artık doğrudan İspanya İç Savaşı’nın etkilerini değil, tekil bir evrensel acı imgesine gönderme yapıyordu.

Guernica (1937)

Guernica, hem Pablo Picasso’nun en ünlü eserlerinden biri hem de modern tarihin en üretken savaş karşıtı sanat eserlerinden biri olarak bilinir. Eser, 1937’de Kuzey İspanya’daki bir Bask kasabası olan Guernica’nın Faşist İtalyan ve Nazi Alman kuvvetleri tarafından bombalanmasına tepki olarak yapılmıştır. Savaş zamanı şiddetin elinde acı çeken ve çoğu parçalanmış bir grup hayvanı ve insanı tasvir eden resim, ince ana hatlar ve geometrik blok şekillerle beraber sadece gri, siyah ve beyaz renklerin olduğu bir renk şemasında işlenir.

Bu eserle ilgili daha geniş malumat için Guernica Tablosunun Hikayesi başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Önemli Kübizm Sanatçıları

Sanat çevreleri tarafından kabul gören önemli Kübizm sanatçılarının kısa biyografileri ve en ünlü eserleri hakkında bilgiler içeren listemiz aşağıda yer almaktadır.

Pablo Ruiz Picasso

25 Ekim 1881 – 8 Nisan 1973

İspanyol ressam, heykeltıraş, grafiker, seramikçi, sahne tasarımcısı, şair ve oyun yazarıydı. 20. Yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olarak kabul edilen ve Kübist hareketin kurucularından olan Pablo Picasso, kolajın mucitlerinden olup geliştirilmesine yardımcı olduğu çok çeşitli stil ve deneyleri ile tanınmaktadır.

1907’de sunduğu en ünlü Kübist sanat eseri olan Les Demoiselles d’Avignon isimli tablosu, dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. Kübist zirvesi sırasında yaptığı kolaj deneyleri oldukça etkiliydi ve sonraki yıllarda medya için önemli bir kişi oldu.

En önemli eserleri; Guernica, The Old Guitarist, Family of Saltimbanques ve Les Demoiselles d’Avignon’dur.

Georges Braque

13 Mayıs 1882 – 31 Ağustos 1963

20. Yüzyılın önde gelen Fransız ressamlarından olan sanatçı, bir ressam, matbaacı ve heykeltıraştı. Sanat tarihine en önemli katkıları, 1905’ten itibaren Fovizm ile yaptığı ittifak ve Kübizmin gelişmesinde oynadığı roldür. Georges Braque‘ın 1908 ve 1912 arasındaki çalışmaları, meslektaşı Picasso’nun çalışmaları ile yakından ilişkilidir.

En önemli eserleri; Woman with a Guitar, Still Life with a Bottle, Violin and Candlestick, The Guitar ve Man with a Guitar’dır.

Juan Gris

23 Mart 1887 – 11 Mayıs 1927

Madrid’de doğmuş olan Juan Gris, yaşamış ve çalışmış bir İspanyol ressamdı. Yenilikçi Kübizm ile yakından bağlantılı olan eserleri, hareketin en belirginleri arasındadır. Biri Metzinger’in eserlerini andıran bir ızgaraya sahip olan ve diğerinde çizgilerin sürekliliğinin bozulduğu ve gölgelerin daha uzamsal bir konsept sunduğu iki stile sahip olarak tanımlandı. Braque ve Picasso’nun yanı sıra Kübizm sanat hareketinin en etkili üyelerindendi.

En önemli eserleri; Harlequin with Guitar, Glass of Beer and Playing Cards, Violin and Checkerboard, Portrait of Picasso ve Guitar and Glasses’dır.

Jean Metzinger

24 Haziran 1883 – 3 Kasım 1956

Albert Gleizes ile birlikte Kübizm üzerine ilk teorik çalışmayı yazan Jean Metzinger, bir ressam, teorisyen, yazar, eleştirmen ve şairdi. 1900’den 1904’e kadar olan ilk eserleri, Georges Seurat ve Henri-Edmond Cross’un Neo-izlenimciliğinden etkilendi. 1904 ve 1907 yılları arasında, Divizyonist ve Fovist tarzlarda çalıştı ve ilk proto-Kübist eserlerin bazılarına yol açtı. Bir nesneyi farklı açılardan görmek için hareket etme fikri ilk kez Metzinger’in 1910’da yayınlanan Notes sur la Peinture isimli eserinde ele alınmaktadır.

En önemli eserleri; L’Oiseau bleu, Femme assise (Woman with Book), Landscape, Still Life ve Woman with Fan’dır.

Albert Gleizes

8 Aralık 1881 – 23 Haziran 1953

Albert Gleizes, önemli bir Fransız ressamı, teorisyeni ve filozofuydu. Metzinger ile birlikte 1912’de Kübizm üzerine ilk büyük tez olan ‘Du Cubisme’i yazdı. Resimleri ve tüm yazılarının çoğu, belgelerinin Bauhaus estetiğini etkilediği Almanya’da özellikle beğenildi. Ürettiği eserler çoğunlukla burjuvazinin ana akım kanonlarına karşı çıkmaya odaklandı

En önemli eserleri; La Femme aux Phlox, La Chasse, Paysage, The Transfiguration ve Man on a Balcony’dir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

İlk İslami Eserler | İlk Türk İslam Eserleri

İlk İslami Eserler Hangileridir? İlk topluluk halinde İslamiyeti kabul etmiş olan devlet Karahanlı Devleti’dir. Karahanlı Devleti’nin İslamiyeti kabul etmesi ile...

Deniz Gezmiş Banka Soygunu

Deniz Gezmiş Banka Soygununu anlatıyor; Ankara’da İş Bankası Emek Şubesi soygunu. Beş kişi yaptık bu işi. Yusuf arabayı bulup getirdi;...

Einstein’dan Atatürk’e Mektup

Vefatının 81. Yıldönümünde Einstein’dan Atatürk’e Mektup Atatürk, günümüz Türkiye'sini neredeyse tek başına yarattı. I. Dünya Savaşı'nın sonunda Avrupa haritası yeniden...

Sizin İçin Seçtiklerimiz