Nâzım Hikmet’ten Orhan Kemal’e Nasihat Niteliğinde Mektup

Biri Türk şiirinin yenilikçi ismi, özellikle biçimde serbest ölçünün öncüsü ve dünyaca bilinen şairimiz Nâzım Hikmet; diğeri toplumsal gerçekçilik esasına dayalı romanlarıyla rüştünü ispatlayan, Türk romanının büyük ustası Orhan Kemal. Bugün sevdiğimiz, saydığımız pek çok edebiyatçının da doğup geliştiği 20. yüzyılın insanları. Ama her ikisi de geleceğe, 21. asra, ileriye umutla bakan, bu anlamda mücadele eden güzel insanlar. Gelgelelim, uzun sanat maratonları içerisinde arada bir yeise düştükleri de olmadı değil. Bu hadisenin bir örneği olarak; günlerden bir gün Orhan Kemal umutsuzluğa düşer ve Nâzım Hikmet de ona adeta abisi gibi önemli tavsiyelerde bulunur. Kemal’in hikâyelerinin bazılarında görülen ümitsizlik, Nâzım’a terstir. Onun da bu noktada tekrar kıvılcımını bulmasını ümit eder. 1949 yılında Nâzım Hikmet’ten Orhan Kemal’e giden mektuba hep birlikte bakalım:

Senin bazı hikâyelerin, yalnız kederli değil aynı zamanda ümitsiz… Realite, bizzat tarihi akışıyla realite, ümitsiz değildir, kederli, mahzun, acı, alacakaranlık, korkunç, iğrenç, rezil, kepaze filan falan tarafları vardır, bu tarafları aksettirmekte en ufak bir ihmal, insanlığı tek taraflı, tozpembe bir ışıkla vermek olur ve realiteden uzaklaşılır… Gelişen şey ise ümitsiz değildir, sevinçsiz değildir. Kederli, mahzun, acılı olmak için sebepler mevcuttur, fakat ümitsiz olmak için tek bir sebep mevcut değildir. Aman evladım, kendini bundan sakın, daha acı, daha mahzun ol, fakat sevincin ve ümidin pırıl pırıl parlasın. İşte bu kadar.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?