Halkın büyük sevgi ve saygısını kazanmış olan Recep Tayyip Erdoğan’a halk olağanca kuvvetiyle ulaşmak istemektedir. Peki Cumhurbaşkanına ulaşmanın ne türlü yolları vardır? Cumhurbaşkanına mektup yazılabilir mi? Bu gibi aklımıza takılmış olan daha birçok konuyu bu makalemizde işlemeye çalışacağız.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Nasıl Mektup Yazılır?

2002’de iktidara gelen ve yaklaşık 20 senedir Türkiye Cumhuriyeti’ni idare etmekte olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dünya çapında adından söz ettiren bir liderdir. Bu yönüyle oldukça popülerdir. Aynı zamanda ülkenin yaklaşık olarak %52’sinin desteğini de alması bu popülerliğini oldukça artırmaktadır.

Cumhurbaşkanına Mektup Nasıl Yazılır?

Cumhurbaşkanına’da her devlet büyüğüne olduğu gibi arz içeren türden mektup yazılmaktadır. İstekleri gayet resmi bir dil ile belirtmeli ve düzgün bir üslup kullanmalısınız. Bunu yaparken aşırıya kaçmamak da önemli yeri geldiğince olanca duygunuzu kağıda dökmeniz karşınızdakinin sizi daha iyi anlamasına yol açacaktır.

Cumhurbaşkanına Mektup Nasıl Gönderilir?

Cumhurbaşkanına mektup göndermenin basit yolları bulunmaktadır. Birincisi bizzat külliyeye giderek mektupu ordaki görevlilere teslim etmek ki bu en doğru olanıdır. Bir ikinci yol ise bir kargo şirketi aracılığıyla Beştepe Külliyesi’ne mektup göndermektir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup bu şekilde gönderilip ulaştırılabilir.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
06689 Çankaya, Ankara
Türkiye

Cumhurbaşkanına Mektup Haricinde Ulaşmanın Diğer Yolları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşmanın bir diğer yolu ise CİMER sistemini kullanmaktır. CİMER sisteminde iletmek istediğiniz konuyu yazıp hangi devlet dairesine göndermek istiyorsanız seçebilmektesiniz ve bu şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı göremesenizde isteğinizi sunmuş olabilirsiniz.

Cumhurbaşkanına Mektup Örnekleri

cumhurbaşkanına mektup örneği
Sayın Cumhurbaşkanımıza Mektup _ ALS Derneği

ALS Derneğinden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yazılan mektup örneği;

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bizler, bin yılda onlarca Türk devleti kurduk bu topraklarda. Koskoca bir imparatorluk kurduk. Yetmiş iki milleti barış içinde bağrımıza bastık. Bu topraklarda birçok bilgin, düşünür, ozan yetiştirdik. Dünyanın imrendiği “gel, her kim olursan gel…”  sözlerini söyleyen Mevlana, Yunus yetiştirdik.

Merhametli, kudretli, şefaatli hükümdarların yönettiği topraklarda büyüdük. Allah’tan başkasının hükmü altında olmadık, hiçbir millete boyun eğmedik. Gerektiğinde savaşların en şereflisini verip Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk.

Bugün siz, bu milletin cumhurbaşkanı olarak o şerefli makamda bulunuyorsunuz.

Bizler, beşbin çaresiz ALS hastası, ölüyoruz Cumhurbaşkanım!

Ölüm, Allah’ın emri, hepimiz bir gün ölümü tadacağız. Ancak bizler, yaşatacak çareler olmasına rağmen göz göre göre ölüyoruz. Analarımızın, babalarımızın, yavrularımızın çaresiz bakışları önünde eriyip gidiyoruz.

Bizler, beş bin çaresiz ALS hastası,  ölüyoruz Cumhurbaşkanım! Oysa yaşayabiliriz.

Bazılarımız askerliğini, anneliğini yapamadan ölüyoruz. Vatanı korumak için ölme imkanımız olsaydı neden öldüğümüzü bilirdik. Şehit olmanın verdiği huzur ile ölüme seve seve giderdik. Bir amaç için ölsek, uğruna ölünecek bir amacımız olduğu için ölüme güle oynaya giderdik. Bizler, beş bin çaresiz ALS hastası, neden öldüğümüzü bile bilmeden ölüyoruz Cumhurbaşkanım!

Hastalık kader ise hekimlerimiz var. Hastalık amansız olsa da üç gün daha yaşatmanın yolları var. Hastalıklar adil olmasa da sevdiklerimiz, sevenlerimiz var Cumhurbaşkanım. Bizler, beş bin çaresiz ALS hastası, yaşatılabilecek iken, mevzuat nedeniyle ölüyoruz Cumhurbaşkanım!

Önce Allah’a, sonra devletimize ve şahsınızda Cumhurbaşkanımıza güvenimiz sonsuzdur.

Hayatımızın en verimli yaşlarında elden ayaktan düşüyoruz, işten güçten oluyoruz. Evlere hapsoluyoruz. Bir çürük karyolada ölüyoruz Cumhurbaşkanım.

Sokaklarda göremezsiniz bizi. Bayramlarda düğünlerde göremezsiniz bizi. Varsa başımızı sokacak bir evimiz, orada ölümü beklemekteyiz. Ölümü kurtuluş olarak görmekteyiz.

Huzurevleri almaz bizi. Hastaneler bir aydan fazla tutmaz bizi. Valimiz, kaymakamımız görmez bizi.

Varsa bir emekli aylığımız, onu da çocuklarımıza harcarız, cihazlara, elektriğe, bakıcıya para yetmez, ölürüz biz Cumhurbaşkanım.

Oysa bir can taşıyan bizler için bir yaşam var bizden içeri, bizden dışarı. Eşimiz, çocuklarımız, umutlarımız, hayallerimiz var. Sırf mevzuat yüzünden kadere boyun eğmek kahrediyor bizi Cumhurbaşkanım.

Kafamız karışıyor Cumhurbaşkanım. Nerede şifa var diyorlar oraya koşuyoruz. Elimizde avucumuzda ne kaldıysa onu da televizyonda, gazetelerdeki umut tacirlerine kaptırıyoruz. Son nefesimizi verirken aklımız çocuklarımızda kalıyor Cumhurbaşkanım.

Cumhurbaşkanım,

Bizler, beş bin çaresiz ALS hastası, sadece mevzuat yüzünden ölürken, diyoruz ki hep bir ağızdan:

Bir bilene sorsanız, vardır bizi yaşatmanın bir yolu. Sağlık bakanımız, hekimlerimiz de biliyorlar ki uygun imkanlar sağlanırsa yaşayabiliriz.

Merhametli, kudretli, şefaatli devletimizin şerefli Cumhurbaşkanımıza durumu arz ederiz.

Beş bin çaresiz ALS hastası, aileleri ve çocukları..[1]

Elçilikten Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Mektup Örneği

04 Kasım 2014

Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
06689 Çankaya, Ankara
Türkiye

Faks aracılığıyla: +90 312 470 13 16
E-posta aracılığıyla: cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr
Türkiye Washington Büyükelçiliği aracılığıyla

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Size bu mektubu bizimle 2 Ekim günü görüşmek için vakit ayırdığınız için teşekkür etmek ve bize Türkiye’deki medya ortamına dair perspektifinizi daha iyi anlamamızı sağlayan o görüşmeyi takip etmek için yazıyoruz. Endişelerimizi doğrudan sizinle tartışabilme imkanını memnuniyetle karşıladık ve o toplantıda konuşulan bazı konulara yanıt vermek isteriz.

Delegasyonumuz ayrıca Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile görüşme fırsatı buldu. Onlara da ayrı mektuplar yazıyoruz.

O görüşmedeki samimiyetinizden ve açık sözlülüğünüzden memnuniyet duysak da, kamuoyuna Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin çabası konulu genel bir açıklama yapmamış olmanızdan dolayı hayal kırıklığına uğradık. Böyle bir açıklamanın zaruri olduğuna ve devlet ile medya arasındaki ilişkiye çok mesafe katettireceğine inanıyoruz. İstanbul’u ziyaretimizde konuştuğumuz birçok gazeteciye göre Türkiye’de gazeteciler bir belirsizlik, düşmanlık ve baskı ortamında çalışıyorlar. Pek çoğu yasal yaptırımlara maruz kalıyorlar ki bunlara üst düzey yetkililer tarafından açılan yayın yoluyla hakaret davaları da dahil.

Eleştirel bir perspektif sunmak; kamu görevlilerinin hesap verebilirliğini denetlemek ve kanuna aykırı uygulamaları, yolsuzlukları ve gücün kötüye kullanılmasını ifşa etmek basının görevidir. Bu eylemler içine giren gazetecilerin yetkililerle zıtlaşmaları kaçınılmaz olsa da, bu tip haberciliğin Türkiye’nin uzun dönem stratejik çıkarlarını geliştirdiğini ve demokrasisini güçlendirdiğini gören ülke liderlerinden bir prensip olarak destek görmelidirler.

Sayın Cumhurbaşkanı, görüşmemiz sırasında hakaret ve eleştirel habercilik arasındaki farka değinmiştiniz. Farkı açıklamanız istendiğinde “Türklerin farkı bildiğini” söylemiştiniz; eleştirel haberciliği memnuniyetle karşıladığınızı, hakaretten nefret ettiğinizi söylediniz. Çizginin nerede çekileceğine karar vermesi gerekenin yargı olduğunu söylediniz. Saygı kapsamında ifade ediyorum sayın Cumhurbaşkanı, bu ne yürütülebilir bir anlaşma ne de uluslararası standartlara uygun. Aslında, kendi istekleriyle kamusal hayata giren devlet görevlileri, özgür ve açık kamusal tartışmayı güven altına almak için hem eleştiriye hem de hakarete katlanmalıdırlar. Kendinizi medya eleştirisine karşı korumanız anlaşılır olsa da, bazılarının sizin gazetecilerin şahsına getirdiğiniz eleştirileri onlara bu gazetecilere sosyal medya ve basında saldırma ve gazetecileri karalama ehliyeti verdiği şeklinde yorumladığını görmekten rahatsızlık duyduk. Bazı durumlarda bu koordine ve düzenli gözüken taciz kampanyaları ölüm tehditleriyle sonuçlandı.
İnternet’in IŞİD gibi militan gruplar tarafından üye kazanmak için kullanabileceği yönündeki endişenizi anlasak da, “İnternet’e giderek daha karşı olmak” şeklindeki ifadenizi tedirgin edici bulduk. Terörist organizasyonun İnternet üzerinden asker toplamasını kısıtlayacak dar kapsamlı kanuni yasaklar mevcut sorunlar için uygun bir tepki olabilir ama Türkiye hükumeti İnternet üzerindeki eleştirel ifadeleri kısıtlamak için geniş kapsamlı hamleler yaptı. Bu yıl içerisinde yetkililer Twitter ve YouTube’a erişimi uzun süreler boyunca engellediler ve hükumetin zararlı gördüğü İnternet siteleri ve tek URL’leri hızlı engellemeye imkan tanıyan kısıtlayıcı bir İnternet yasası parlamentodan geçti.

İnternet üzerinde ifadeye toptan sansür Türkiye’nin demokrasisiyle uyumlu değil ve bilginin serbest akışını kısıtlamak için yapılan her müdahale yatırımcıların güvenini düşürüyor.

Son olarak, Türkiye’de hapiste bulunan düzinelerce gazetecinin serbest bırakılmasını takdir etsek ve onaylasak da, halen hapiste olan yedi gazeteci için endişeliyiz. Bu konuyu Adalet Bakanı Bozdağ ile uzun uzun konuşma imkanımız oldu ve ona yazdığımız mektupta doğrudan takip edeceğiz.

Cumhurbaşkanı ve devletin başı olarak, Türkiye’de basın özgürlüğü ve demokrasiyi güçlendirmeye yardımcı olmak için aşağıdaki eylemleri gözden geçirmenizi rica ediyoruz:

  • Basın özgürlüğünü ve Türkiye’deki gazetecilerin haklarını destekleyen olumlu bir açıklama yapın.
  • Devletin başı olduğunuz sürece basına dava açmaktan kaçının. Pek çok demokratik toplumda siyasi liderler görevde oldukları sürece şahsi davalar açmaktan men edilirler.
  • Medyaya veya gazetecilerin şahsına getirdiğiniz eleştirilerin medyaya veya gazetecilere saldırma ve onları karalama ehliyeti olmadığını bunu böyle yorumlayacak herkese açıkça belirtin. Yaptığınız açıklamaların yanlış yorumlanabileceğinin bilincinde olun.
  • Gazetecilerin eleştirel fonksiyonlarını müdahale, taciz veya hapsedilme durumları olmaksızın yerine getirebilmelerinin sağlanmasına yardımcı olun.

Bu endişeleri gidererek Türkiye’nin bir bölge lideri olarak itibarının güçlenmesini sağlamaya yardımcı olabilirsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanı, size delegasyonumuzla görüşmek için vakit ayırdığınız ve bizimle bu denli samimi ve açık sözlü konuştuğunuz için bir kere daha teşekkür ediyoruz. Lütfen bizim de benzer bir samimiyetle cevap verdiğimizi, kurduğumuz ilişkinin doğasının farkında olduğumuzu anlayın. Bu mektubu devam edeceğini umduğumuz bir diyaloğun başlangıcı sayıyoruz.

Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Saygılarımla..[2]

Joel Simon
CPJ İdari Müdürü


Kaynakça

[1] https://www.als.org.tr/sayin-cumhurbaskanimiza-mektup
[2] https://cpj.org/tr/2014/11/turkiye-cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogana-mektup/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here