Dünyayı Değiştiren Mektuplar

Martin Luther; “Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehlikedir”

Piskoposluk tarihi, açık mektuplarla doludur. Bu mektuplar Dünya’yı değiştirmek için hayatlarını harcamış kişiler tarafından, geniş kitlelerce okunacakları düşünülerek yazılmışlardır. Burada, tüm zamanların en iyi veya en azından en etkili açık mektuplarından biri olan, Martin Luther King’in Birmingham Hapishanesi’nde kaldığı sürede yazdığı mektubu derledik. Mektup, okuyanları adalet, özgürlük, hak ve hukuk kavramlarının neden bu denli önemli olduğunu düşünmeye itiyor.

Birmingham Hapishanesi’nden Mektup -16 Nisan,1963
Yazan: Martin Luther King Jr.
Alıcılar: Papaz Dostlar (Fellow Clergymen)

Kilit ifadeler: Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehlikedir; Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan hiç kimse ülke sınırları içinde hiçbir zaman yabancı olarak kabul edilemez.

Martin Luther King Jr., 1963’te ırkçılığa karşı şiddetli bir protesto eyleminden sonra Alabama’nın Birmingham kentinde hapsedildi. King, 16 Nisan 1963’te, ünlü mektubunu Birmingham Hapishanesi’nden yazdı. Ardından ünlü mektup The Christian Century, The Atlantic Monthly ve sonunda da King’in kendi kitabı olan Why We Can’t Wait’te yayınlandı. On bir sayfaya yakın bir uzunluğa sahip olan King’in mektubuna cevap olarak Alabamalılar bir açıklama yaptı. Önde gelen Alabama din adamları (bir grup Piskopos ve bir Haham da dahil olmak üzere) ırkçılığın sona ermesine karşı yapılan gösterilerin durdurulması ve sorunların mahkemede çözülmesi çağrısında bulundu.

Martin Luther King’in Mektubunda Yazdıkları

Sevgili Papaz Dostlarım,

Burada Birmingham şehir hapishanesinde hapsolurken, şu anki faaliyetlerimi “kararsız ve zamansız” olarak nitelendiren son ifadenize rastladım. Nadiren iş ve düşüncelerimin eleştirisine cevap vermek için duraklarım. Masamdan geçen tüm eleştirilere cevap vermek istersem, sekreterlerimin bu yazışmalardan başka bir şey için gün içerisinde çok az zamanları olur ve yapıcı işler için zamanım olmazdı. Ama sizin gerçek iyi niyetin adamları olduğunuzu ve eleştirilerinizin içtenlikle ortaya konduğunu hissettiğim için, ifadelerinize sabırlı ve makul terimlerle umduğum gibi cevap vermeye çalışıyorum.

Sanırım neden burada olduğumu belirtmeliyim, çünkü “içeri giren yabancılara” karşı çıkan görüşlerden etkilendiniz. Atlanta, Georgia’da merkezi olan her güney eyaletinde faaliyet gösteren bir örgüt olan Güney Hıristiyan Liderlik Konferansı’nın başkanı olarak görev yapma onuruna sahibim. Güneyde seksen beş bağlı kuruluşumuz var ve bunlardan biri Alabama İnsan Hakları Hareketi’dir. Sık sık personeli, eğitim ve finans kaynaklarını ortaklarımızla paylaşırız. Birkaç ay önce, burada Birmingham’daki üye, gerekli görülmesi halinde şiddetsiz bir doğrudan eylem programına katılmaya çağırılmamızı istedi. Kolayca onay verdik ve saat geldiğinde sözümüzü yerine getirdik. Bu yüzden, personelimin birkaç üyesiyle birlikte buradayım; çünkü davet edildim; çünkü buradayım; çünkü burada örgütsel bağlarım var.

Ama daha temel olarak, Birmingham’dayım çünkü adaletsizlik burada. Tıpkı milattan önce sekizinci yüzyılın peygamberlerinin köylerini terk etmeleri gibi… Tıpkı Havari Paul’un Tarsus köyünü terk edip İsa Mesih’in müjdesini Yunan-Roma dünyasının uzak köşelerine götürmesi gibi… Öyleyse özgürlüğün müjdesini kendi memleketimin ötesine taşımak zorunda kaldım. Paul gibi, Makedon yardım çağrısına da sürekli cevap vermeliyim.

Dahası, tüm toplulukların ve devletlerin birbiriyle olan ilişkisini anlıyorum. Boş yere Atlanta’da oturamam ve Birmingham’da olanlar hakkında endişelenmiyorum. Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehdittir. Tek bir kader giysisine bağlı, kaçınılmaz bir karşılıklılık ağına yakalandık. Birini doğrudan etkileyen herhangi bir şey, herkesi dolaylı olarak etkiler. Bir daha asla, dar, taşra fikri ile yaşayamayacağız. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan hiç kimse ülke sınırları içinde hiçbir zaman yabancı olarak kabul edilemez.

Birmingham’da gerçekleşen gösterileri mahrum bırakıyorsun. Ancak açıkladığım için üzgünüm, gösterilerde ortaya çıkan koşullar için benzer bir endişeyi ifade etmekte başarısız oldum. Hiçbirinizin, yalnızca etkilerle ilgilenen ve altta yatan nedenlerle boğuşmayan yüzeysel sosyal analiz türünden içeriği dinlendirmek istemediğinizden eminim. Birmingham’da gösterilerin yapılması talihsiz bir durumdur, ancak kentin beyaz güç yapısının Negro topluluğunu alternatifsiz bırakması daha da talihsiz bir durumdur(…)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?