tolstoy ve sophia tolstoy

Savaş ve Barış, Anna Karenina, Hacı Murat ve daha onlarca önemli eserin yazarı olan Tolstoy’un ölümü, dünya edebiyat tarihinin en ilginç vakalarından biridir.

tolstoy ve eşi sophia
Tolstoy ve eşi Sofya

Tolstoy, yaşarken kıymeti bilinen nadir yazarlardan biri; oldukça bolluk içerinde bir yaşama sahip oldu. İçinde yaşadığı zenginliği asla hayatının merkezine koymadı, kıyafetine asla özen göstermedi. Bu durum, yazarın o dönemki fotoğraflarından da açıkça görülüyor; sırtında heybesi, üstünde bol duran ve hasarlı pantolonu ile asla dünya çapında kitapları satılan bir yazara benzemiyor.

Tolstoy hakkında en sık karşılaşılan argümanlardan biri, şiddet bağımlısı olduğudur. Eşine ve hatta evindeki çalışanlara bile şiddet uygulayan bir insan oluşu, yazdığı kitaplardaki insana dokunan taraflarla bir türlü özdeşleşmiyor.

Hayatı bolluk içerisinde geçen bu adam, ölümünden önce evinden ayrılıyor. Mektubunda yazdığı üzere bunu yapışının en büyük nedeni eşi ve kızını daha fazla üzmemek. 28 Ekim 1910 sabahında soğuğa rağmen saat beşte evinden ayrıldı, gitmeden önce eşine bir mektup bıraktı. Mektupta yazılanları okuyan eşi evden koşarak çıktı ve bahçedeki havuza atlayarak intihar girişiminde bulundu. Bir histeri krizi anında yaptığı bu girişim başarıyla sonuçlanmadı.

tolstoy ve sophia
Tolstoy ve eşi Sofya

Tolstoy ve Eşi Sofya

Tolstoy’un eşi Sofya, intihar girişiminden başarısızlıkla ayrılırken; yazar, o sırada bir tren istasyonuna gelmişti. Tolstoy, gençken sıklıkla seyahat ederdi, yaşlılığı onun bu seyahatlerine de ket vurmuştu. Gençliğine büyük bir özlem duyan yazar, 40 derece ateşle Kafkaslara gitmeye hazırlanıyordu, gençlik zamanlarına duyduğu özlemi bu seyahatle sonlandırmak ve hatta burada ölmek istiyordu. Günlüğüne not ettiği üzere o sıralarda kafası son derece karışıktı; ateşi yüksekti, inanılmaz bir baş ağrısından mustaripti ve kalp ağrıları gittikçe artıyordu. Bu yolculuktan sağ bir şekilde dönemeyeceği son derece bariz olsa da o yola gitmek istiyordu.

Tolstoy, kiliseden aforoz edilmişti ve bu durumdan son derece memnundu; yine de gidecek bir yeri olmayan yazar, geceyi bir manastırda geçirdi. Hayatı boyunca araları çok da kuvvetli olmayan, ailesinin hayatta kalan son ferdi kız kardeşini ziyaret etti. Kiliseden aforoz edilmiş olan Tolstoy’un kız kardeşi, bir rahibe idi.

Kız kardeşini ziyaret ettiği sırada eski bir doktor arkadaşı ile karşılaştı; ona, gitme planlarından bahsetti, Kafkaslara gitmek istediğini ve ömrü yeterse Bulgaristan’a gitmek istediğini söyledi.

Yolculuğu için son derece hevesli olan yazarın planları Ryasan- Ural yolunda tıkandı. Tolstoy, burada oldukça hastalandı ve hastalığı zatürreye dönüştü. Hayatını bolluk içinde geçiren yazarın, sağlık durumunun ölümcül olduğu anlaşılınca Astapovo istasyonunun bekçi kulübesinde tedavisine başlandı. Hayatını zenginlik içerisinde geçiren bir yazarın bu kulübede tedavi edilmek zorunda olması herkesi şaşkına çevirmişti.

Tolstoy, ölüm yolculuğuna çıkarken uzak bir yerlerde ölmeyi dilemişti, kimsenin onu tanımadığı topraklarda yalnız ölmek istiyordu. Kendisinin ününün bütün dünyada yayıldığı gerçeğini göz ardı ederek bu yolculuğa çıktı. Sahip olduğu ün, yolculuğun gizemine perde düşürdü. Tolstoy’un eşi Sofya “Lev Nikolayeviç Astapovo’da, istasyon şefinin kulübesinde yatıyor. 40 derece ateşle.” telgrafını, isimsiz birinden aldığında, yazarın seyahatinin gizemi kalmamıştı. Peşinden gelmemesini istediği eşi artık nerede olduğunu biliyordu. Eşi ve tüm ailesi bu haberi alınca bir vagon kiralayarak yanına gitmeye koyuldu. Tolstoy’un ölüm döşeğinde olduğu haberi gazetecilere de ulaşınca, yazarın hayal ettiği yalnız ölüm isteği gerçek olamadı. Aforoz edildiği Ortodoks Kilisesi bile onun için Astapovo’da hazır bulunuyordu. Kalabalık durmadan artmıştı, Tolstoy bu duruma son derece kırgındı; bu yüzden de yalnızca kızının odasına girmesine izin verdi. Eşi Sofya, Tolstoy’u son bir kez göremeden; yazar, evinden ayrıldıktan 10 gün sonra hayata gözlerini yumdu. Tolstoy’un yalnız ölüm isteği ise asla gerçekleşememiş oldu.

Tolstoy’un Hayata ve Karısına Veda Mektubu

“Gidişim sana acı verecek, üzgünüm, bana inan ve başka türlü yapamayacağımı anla. Benim evdeki durumum çekilmezdi ve çekilmez oldu. Öteki nedenlerin yanı sıra, şatafatlı koşullar içinde, eskiden olduğu gibi, yaşamayı sürdüremedim ve benim yaşımdaki ihtiyarların göreneğine uyarak, dünyayı terk edip, yaşantımın son günlerini sessizlik ve yalnızlık içinde geçirmek istedim.

Bunu anlamanı ve nerede olduğumu öğrenecek olursan gelip beni aramamanı yalvararak rica ediyorum. Senin gelişin sadece ikimizin de durumunu kötüleştirir ama benim kararımı değiştiremez.

Benimle birlikte namusluca geçirdiğin kırk sekiz yıllık yaşam için sana teşekkür ederim ve sana yapılan ve bana yüklenen suçlamalar için beni bağışlamanı dilerim, senin bana karşı yaptığın haksızlıkları da benim bağışladığımı bilmeni isterim. Benim gidişimle, senin için oluşacak değişiklikleri kabullenmeni öğütlerim. Bana bir haber iletecek olursan Saşa’ya söyle, o beni nerede bulacağını bilecek ve gerekeni iletecektir. Ama benim nerede olduğumu açıklayamaz, çünkü bulunduğum yeri hiç kimseye söylememek konusunda bana söz verdi.”

Leon Tolstoy

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here